Atatürk’ün Hayvan Dostları Alp, Alber ve Foks | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Atatürk’ün Hayvan Dostları Alp, Alber ve Foks

Bu biyografi 12 Kasım 2017 - 23:19 'de eklendi ve 124 views kez görüntülendi.

Atatürk’ün
Hayvan Dostları Alp, Alber ve Foks

Cumhuriyetimizin kurucusu, ulu önderimiz Atatürk hayvanlara karşı hep özel ilgi göstermiş, hatta bazılarını sahiplenerek özel olarak bakımıyla ilgilenmişti. Bunlardan Alp, sonrasında Alber ve birçok kitapta bahsi de geçen Foks adındaki köpekleri Atatürk’ün yanında sadık dostları olarak tarihteki yerini aldı.
Atatürk Alp’i yanından hiç ayırmazdı.
Tüm hayvanlara karşı sevgisi olan Atatürk’ün yaşamında köpeklerin yeri çok ayrıydı.Atatürk Bulgaristan Ataşemiliterliğinden dönüşünde Alp adını verdiği güzel bir köpek getirmişti ve Çanakkale Savaşlarında da yanında bulundurmuştu. Alp sabahları Atatürk’ün uyanış vaktini ezberlemiş, bazen Atatürk kalkması gereken vaktinde kalkmayıp uyuduğunda alp endişelenir ve üstüne çıkarak nefesi kontrol ederdi. Kurtuluş Savaşı sırasında ise bir Yunan komutanlarının ortada kalan Alber adlı av köpeğini sahiplenmişti Atatürk.
Alp yaşamı boyunca Atatürk ile tüm gezilerinde beraberdi.
Alber öldüğünde çok üzülen Atatürk henüz üzüntüsü dinmemişken Foks onun yeni köpeği olur. Foks, Atatürk’ün odasında yatar, her gittiği yere yanında gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk’ten daha önce koşar, adeta Atatürk’ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi. Atatürk nereye gitse onu da birlikte götürür, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmazdı.
Atatürk, Alber’in ölümünden sonra Foks’u sahiplenir.
Bekir Coşkun’un aylık Performans Gazetesi’nde Dr. Altan Armutak’ın yazısından köşesine taşıdığı bilgilere göre, Atatürk’ün en sevdiği hayvan olan ve Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde her zaman el üzerinde tutulduğu anlatılan Foks’un öyküsü özetle şöyle:
“Atatürk, Foks’un ne yiyip ne içtiğinden, ne zaman çiftleşeceğine kadar hemen her şeyiyle yakından ilgilenirdi. Ama gün gelir, Foks’la yolları ayrılır. Köşke ikinci bir köpek gelmesini kıskanan Foks, bir gün kendisini kaldırmak isteyen Atatürk’ün elini ısırır. Ancak (yaşamı boyunca hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve köpeklerin Hayvanseverler Derneği aracılığıyla sahip edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks’un davranışına hiç sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir: (Fenalık yapmak için ısırmadı).
Foks’ta Alp ve Alber gibi Atatürk’e tüm gezilerinde eşlik eder ve onu korurdu.
Gazinin çevresindekilerden kimileri onu güldüren, neşelendiren Foks’un ’Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez’ diyerek, ilaçla uyutulmasını istesede Atatürk buna karşı çıkar. Çiftliğe götürülen Foks kontrol altına alınır ve bir süre sonra, bir kaynağa göre çiftlik baytarları tarafından iğne ile, başka bir kaynağa göre de gerekli testlerin yapılabilmesi için vurularak hayatına son verilir. Foks’un ölümü Atatürk’ü adeta yıkar. Günlerce yüzü gülmez olur. Artık Foks’un konusu her açıldığında, gözleri acıyla dolar.
Foks her ne kadar Atatürk’ün elini ısırmış olsada Atatürk Foks için “Fenalık yapmak için ısırmadı” der.
Atatürk’ün Foks’a olan sevgisi göz önünde bulunduran Çiftlik müdürü Foks’un derisini doldurtup Çiftlikte müze camekanına koydurur. Bu olaydan bilgisi ve haberi olmayan Atatürk, birgün camekanın önüne gelip Foks’u canlı gibi görünce birdenbire çok şaşırır, bir sandalye ister ve oturur. Cansız köpeğe uzun uzun bakar ve bir müddet sonra; “Sevdiğim bir köpeği bu halde göremem, bunu derhal buradan çıkarttırın ve çiftlikte müsait bir yere gömün” diye talimat verir. Atatürk daha sonra ayrıca “Foks esasında bana fenalık yapmak, canımı acıtmak için ısırmadı, öyle olsaydı ben onu hissederdim, o öyle bir köpek değildi. Onun içi o doldurulmuş halini içime sindiremedim” der.
Foks’un doldurulmuş bedeni Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde.
Her ne kadar Atatürk, Foks’un gömülmesi emrini versede; yakın arkadaşı Necdet Pençe’nin saklayıp, 1969’da da eşi İrfan Pençe tarafından Anıtkabir’e hediye edildiği belirtmiştir. Foks’un doldurulmuş bedeni 2002 yılında açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne konulmuş ve hala aynı yerde bulunmaktadır.

(Mustafa Kemal çocukken, dayısının çiftliğindeyken, komşularının verdiği iki yavru köpeği vardı, birine Cin, birine Alev adını koymuştu. Sofya’da askeri ataşeyken Alp adını verdiği bir yavru köpek edinmişti, İngiliz setteri’ydi, av köpeğiydi, siyah benekli beyazdı, Çanakkale savaşında yanındaydı, Doğu cephesindeyken yanındaydı, Suriye’de yanındaydı, Nablus yolunda Beytülhasan’da bombardımana tutuldular, Alp o can pazarında kayboldu, bir daha izi bulunamadı. İstiklal savaşında, bir Yunan komutanın bırakıp kaçtığı Alber isimli köpeğe sahip çıktı, sarı beyazdı, o da av köpeğiydi, Cumhuriyet ilan edildiğinde yanındaydı, Alber’in ölümüne çok üzülmüştü.)
Kamil ÜÇBAŞ

Atatürk’ün
Hayvan Dostları Alp, Alber ve Foks
Cumhuriyetimizin kurucusu, ulu önderimiz Atatürk hayvanlara karşı hep özel ilgi göstermiş, hatta bazılarını sahiplenerek özel olarak bakımıyla ilgilenmişti. Bunlardan Alp, sonrasında Alber ve birçok kitapta bahsi de geçen Foks adındaki köpekleri Atatürk’ün yanında sadık dostları olarak tarihteki yerini aldı.
Atatürk Alp’i yanından hiç ayırmazdı.
Tüm hayvanlara karşı sevgisi olan Atatürk’ün yaşamında köpeklerin yeri çok ayrıydı.Atatürk Bulgaristan Ataşemiliterliğinden dönüşünde Alp adını verdiği güzel bir köpek getirmişti ve Çanakkale Savaşlarında da yanında bulundurmuştu. Alp sabahları Atatürk’ün uyanış vaktini ezberlemiş, bazen Atatürk kalkması gereken vaktinde kalkmayıp uyuduğunda alp endişelenir ve üstüne çıkarak nefesi kontrol ederdi. Kurtuluş Savaşı sırasında ise bir Yunan komutanlarının ortada kalan Alber adlı av köpeğini sahiplenmişti Atatürk.
Alp yaşamı boyunca Atatürk ile tüm gezilerinde beraberdi.
Alber öldüğünde çok üzülen Atatürk henüz üzüntüsü dinmemişken Foks onun yeni köpeği olur. Foks, Atatürk’ün odasında yatar, her gittiği yere yanında gider, gireceği salona herkesten ve Atatürk’ten daha önce koşar, adeta Atatürk’ün geldiğini haber veriyormuş gibi hareket ederdi. Atatürk nereye gitse onu da birlikte götürür, yurt gezilerinde bile ondan ayrılmazdı.
Atatürk, Alber’in ölümünden sonra Foks’u sahiplenir.
Bekir Coşkun’un aylık Performans Gazetesi’nde Dr. Altan Armutak’ın yazısından köşesine taşıdığı bilgilere göre, Atatürk’ün en sevdiği hayvan olan ve Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde her zaman el üzerinde tutulduğu anlatılan Foks’un öyküsü özetle şöyle:
“Atatürk, Foks’un ne yiyip ne içtiğinden, ne zaman çiftleşeceğine kadar hemen her şeyiyle yakından ilgilenirdi. Ama gün gelir, Foks’la yolları ayrılır. Köşke ikinci bir köpek gelmesini kıskanan Foks, bir gün kendisini kaldırmak isteyen Atatürk’ün elini ısırır. Ancak (yaşamı boyunca hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve köpeklerin Hayvanseverler Derneği aracılığıyla sahip edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks’un davranışına hiç sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir: (Fenalık yapmak için ısırmadı).
Foks’ta Alp ve Alber gibi Atatürk’e tüm gezilerinde eşlik eder ve onu korurdu.
Gazinin çevresindekilerden kimileri onu güldüren, neşelendiren Foks’un ’Sahibini ısıran köpekten hayır gelmez’ diyerek, ilaçla uyutulmasını istesede Atatürk buna karşı çıkar. Çiftliğe götürülen Foks kontrol altına alınır ve bir süre sonra, bir kaynağa göre çiftlik baytarları tarafından iğne ile, başka bir kaynağa göre de gerekli testlerin yapılabilmesi için vurularak hayatına son verilir. Foks’un ölümü Atatürk’ü adeta yıkar. Günlerce yüzü gülmez olur. Artık Foks’un konusu her açıldığında, gözleri acıyla dolar.
Foks her ne kadar Atatürk’ün elini ısırmış olsada Atatürk Foks için “Fenalık yapmak için ısırmadı” der.
Atatürk’ün Foks’a olan sevgisi göz önünde bulunduran Çiftlik müdürü Foks’un derisini doldurtup Çiftlikte müze camekanına koydurur. Bu olaydan bilgisi ve haberi olmayan Atatürk, birgün camekanın önüne gelip Foks’u canlı gibi görünce birdenbire çok şaşırır, bir sandalye ister ve oturur. Cansız köpeğe uzun uzun bakar ve bir müddet sonra; “Sevdiğim bir köpeği bu halde göremem, bunu derhal buradan çıkarttırın ve çiftlikte müsait bir yere gömün” diye talimat verir. Atatürk daha sonra ayrıca “Foks esasında bana fenalık yapmak, canımı acıtmak için ısırmadı, öyle olsaydı ben onu hissederdim, o öyle bir köpek değildi. Onun içi o doldurulmuş halini içime sindiremedim” der.
Foks’un doldurulmuş bedeni Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nde.
Her ne kadar Atatürk, Foks’un gömülmesi emrini versede; yakın arkadaşı Necdet Pençe’nin saklayıp, 1969’da da eşi İrfan Pençe tarafından Anıtkabir’e hediye edildiği belirtmiştir. Foks’un doldurulmuş bedeni 2002 yılında açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ne konulmuş ve hala aynı yerde bulunmaktadır.
(Mustafa Kemal çocukken, dayısının çiftliğindeyken, komşularının verdiği iki yavru köpeği vardı, birine Cin, birine Alev adını koymuştu. Sofya’da askeri ataşeyken Alp adını verdiği bir yavru köpek edinmişti, İngiliz setteri’ydi, av köpeğiydi, siyah benekli beyazdı, Çanakkale savaşında yanındaydı, Doğu cephesindeyken yanındaydı, Suriye’de yanındaydı, Nablus yolunda Beytülhasan’da bombardımana tutuldular, Alp o can pazarında kayboldu, bir daha izi bulunamadı. İstiklal savaşında, bir Yunan komutanın bırakıp kaçtığı Alber isimli köpeğe sahip çıktı, sarı beyazdı, o da av köpeğiydi, Cumhuriyet ilan edildiğinde yanındaydı, Alber’in ölümüne çok üzülmüştü.)
Kamil ÜÇBAŞ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Ulusal Tüfek Derneği iflas başvurusunda bulundu

ABD’nin en güçlü silah lobisi kuruluşu olan Ulusal Tüfek Derneği (NRA), kaydının bulunduğu New York’tan ayrılarak Teksas eyaletinde yeniden yapılanmak amacıyla mahkemeye iflas başvurusunda bulunduğunu duyurdu. NRA’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, "New York'taki yozlaşmış siyasi ve düzenleyici ortam olduğuna inandığımızdan dolayı Teksas'ta yeniden kurulmak için iflas başvurusunda bulunuyoruz" ifadesi paylaşıldı.Açıklamada, uzun dönemde daha sürdürülebilir ve gelişebilir imkanlar için NRA'nın New York'un zehirli siyasi ortamından ayrılmak istediği kaydedilerek, 400 bin üyesi bulunan Teksas'ta anayasal hak olan silah edinme özgürlüğünü savunmaya devam edecekleri kaydedildi.1871'de New York'ta kurulan ve ülke genelinde 5,5 milyon civarınd…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ