Bu müze Türkiye de tek | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Bu müze Türkiye de tek

Bu biyografi 11 Ocak 2020 - 15:41 'de eklendi ve 211 views kez görüntülendi.

Türkiye‘de ilk ve tek olan Ankara Veteriner Anatomi Müzesi’nde 75 farklı türe ait mumyalanmış hayvan, hayvan organları ve iskeletleri bulunuyor. 4 süren zorlu bir çalışmanın ardından hiç bir canlıya zarar verilmeden hazırlanan bu özel müzede, eski Amerika Başkanı Harry Truman’ın 1950 yılının Şükran Günü’nde 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hediye etiği hindinin iskeleti de yer alıyor.

Ankara Veteriner Anatomi Müzesi, 2013 yılında kapılarını açmıştı.Hiçbir canlıya zarar verilmeden oluşturulan müzede Türkiye’nin dört bir yanında bulunan milli park ve hayvanat bahçelerinde ölen hayvanlardan doldurulmuş örnekler, hayvan iskelet ve organları bulunuyor. Her yaştan ziyaretçinin ilgisini çeken örnek müze; fakülte öğrencileri için önemli bir tecrübe kaynağı oluyor. Mumyalama ve farklı bir çok teknikle hazırlanan iskelet ve organlar, aylar süren çalışmanın ardından müzeye kazandırılıyor. Bu sürece öğrenciler de dahil ediliyor.eski Amerika Başkanı Harry Truman’ın 1950 yılının Şükran Günü’nde 2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hediye etiği hindinin iskeleti de müzede bulunuyor.

“Bu müzenin oluşturulmasında bize kendi öğrencilerimiz de çok büyük destek sağlıyor”

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Okan Ekim, bu müzenin Türkiye’de halk açık olan ilk ve tek veteriner anatomi müzesi olduğunu vurgulayarak, “Bu müzede her yaş için uygun farklı farklı örneklerimiz var iskeletlerden tutunda doldurulmuş örneklere farklı hayvan örneklerine birçok öğretici aynı zamanda eğitici örneği burada bulabilirler. Öğrencilerimize teorik derslerde verdiğimiz tüm bilgileri öğrencilerimiz uygulamalı bir sınıfmış gibi buraya inip burada birer bir eğitimini yapma, yaşayarak öğrenme şansı yakalıyorlar. Bu müzenin oluşturulmasında bize kendi öğrencilerimiz de çok büyük destek sağlıyorlar” dedi.

“500’ün üzerinde ve 75 farklı türe ait örneğimiz mevcut”

Müzede anaokulları, ilkokullar ve ortaokullar için de ayrı eğitim programları yer aldığını belirten Ekim müzenin hazırlanmasında hiç bir canlıya zarar verilmediğini kaydederek, “500’ün üzerinde ve 75 farklı türe ait örneğimiz mevcut. Burası yaşayan bir müze; burada her an örnekler bozulmaya devam ediyor. Bunların çok özel şartlarda insan sağlığına hiçbir zarar vermeyen ürünlerle, kimyasallarla sürekli bakımı gerekiyor. Dolayısıyla her ay müzeyi kapatarak hepsinin tek tek bakımını yapıyoruz. Yaşayan müzeyi sürekli yaşar halde tutmaya çalışıyoruz. Ziyaretçilerimizden yüzde 90’dan fazlasını çocuklar oluşturuyor. En çok gurur duyduğumuz özelliklerden biride şu; bu müzenin yapımında tamamlanmasında ve devam ettirilmesinde elde edilen bütün bu türlerde bir tane ortak özellik var biz hiçbir şekilde canlı bir hayvana zarar vermedik. Bu bizim en gurur duyduğumuz özelliklerimizin de başında geliyor” diye konuştu.

“İlk kez gezdiğimde baya şaşırmıştım”

Veterinerlik Fakültesi 2. Sınıf öğrencisi Nail Mert, dönem dönem anatomi binası ve müze işlerine yardım ettiğini belirterek, “Bu müzeye katkı sağlıyorum hem de bir şeyler öğreniyorum. Normalde Türkiye’de olmayan türleri bile görebileceğiniz bir yer burası. Bu bakımdan çok değerli bir yer bizim için. Gelip burada çalışıp ya da ilgimizi çeken şeyleri inceleyebiliyoruz. Baya ilgilendiğim bir alan olduğu için veterinerlik fakültesi çok hoşuma gitti. İlk kez gezdiğimde baya şaşırmıştım. Türkiye’de olmayan örneklerde var çünkü görünce baya şaşırdım. Ondan sonra dersini alıp yapılışı görünce daha çok hoşuma gitmeye başladı bu olay. Müze 4 yılda ortaya çıktı. 4 yılda bence çok iyi bir iş başarmışlar” ifadelerini kullandı.

“Dokunduğumda gerçek olduğunu sanmıştım”

Müzeyi gezmeye gelen minik bir öğrenci ise burayı çok ilginç bulduğunu belirterek, “Burada en çok kaplanı sevdim birde yılanı. Evde bir hayvan beslemek isterdim, küçük yavru kurt beslemek isterdim. Kaplandan çok etkilendim. Buraya ilk defa geldim. Kaplan beni çok etkiledi. Dokunduğumda gerçek olduğunu sanmıştım. Arkadaşlarıma sizde gidin diyeceğim. Çok güzel bir yer diyeceğim” dedi.

Müze, hafta içi 09.00- 12.00 ile 13.30 – 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. – ANKARA

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ