Buzluğa atılan balığın tadı bakın neden değişiyor | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Buzluğa atılan balığın tadı bakın neden değişiyor

Bu biyografi 30 Kasım 2020 - 15:20 'de eklendi ve 149 views kez görüntülendi.

Balık tüketiminin sağlık açısından ne kadar önemli olduğunu artık bilmeyen yok. Ancak Türk halkı olarak anne sütünden sonra en faydalı gıda olarak gösterilen bu mucizevi gıdayı yeteri kadar tüketmiyoruz. Balığın taze yenilmesinin çok faydalı olduğunu vurgulayan Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Gökoğlu, buzluğa giren balıkta nasıl değişimler yaşandığını ve bunun sebebini açıkladı

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Gökoğlu, balığın insan sağlığı açısından kusursuz gıdalardan biri olduğunu söyledi.

Anne sütünden sonra balığın en faydalı gıda olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Gökoğlu, bu dönemde palamudun bol olduğunu belirterek, “Bu dönemde en çok palamut, hamsi yenir.

Antalya civarındakiler barbun yiyebilir. Sardalya bu mevsimde yağlı olduğu için tercih edilebilir. Karides de tercih edilebilir” dedi.

Her yaştan insan balık eti yiyebilir

‘Her yaştan insan balık eti yiyebilir’ 

Balığın kusursuz bir gıda olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökoğlu, “Toplumun balık eti tüketmesi hem kendi sağlıkları hem de çocukları açısından önemlidir.

Balık etini özellikle bebekler, yaşlı insanlar, hamile kadınlar ve herkes yiyebilir. Vatandaşlarımız bol bol balık tüketsin” diye konuştu.

Kokuyor diye balık pişirmiyoruz

‘Kokuyor’ diye balık pişirmiyoruz 

Balık tüketimi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Evlerde balık yapılırken ‘Kokuyor’ düşüncesiyle tüketimi az.

Türkiye’de yıllık balık tüketimi 6-8 kilogram arasında. İskandinav ülkelerine ve Japonya’ya baktığımız zaman bu tüketimin çok fazla olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Balık dolaba ya da buzluğa girerse ne olur

Balık dolaba ya da buzluğa girerse ne olur? 

Balığın taze tüketilmesinin daha iyi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökoğlu, “Balık buzdolabında 1 gün kadar bekleyebilir.

Birkaç gün bekletenler var ama en sağlıklısı 1 gün bekletmek. Balığı buzluğa atabilirsiniz.

Tabii ilk aldığınız gibi olmayabilir çünkü buzda proteinlerde parçalanma oluyor.

Balığın hücre yapısı buza girip donduğu zaman değişebiliyor. Lezzetinde değişim olabilir. Balığı taze tüketmek her zaman iyi” diye konuştu.

Sahte palamut nasıl anlaşılır? Palamutu pişirmenin püf noktaları

Edremitli balıkçı Orçun Yüksel bu balığın temizlenmesinden pişirilmesine kadar püf noktalarını anlattı.

Palamut’ta bu sezon yaşanan bolluk nedeniyle vatandaşlar da bolca balık tüketirken, Edremitli balıkçı Orçun Yüksel ise, bu balığın temizlenmesinden pişirilmesine kadar dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. 

Yüksel, zengin besin değeriyle önemli bir gıda olan palamut balığının bu yıl var yılı olduğunu ve birçok kişi tarafından bolca tüketildiğini söyledi. 

Balıkçı Orçun Yüksel, “Bu yıl palamut yılı diyebiliriz. Aynı zeytinde olduğu gibi bir yıl oluyor bir yıl olmuyor. Bu sene oldukça boldu ve fiyatı da uygundu.

Balığın o günkü yakalanma durumuna göre günlük olarak fiyatlar değişiyor” dedi.

“Eşsiz bir damak tadı vardır” 

Palamut balığının genellikle ızgara olarak tercih edildiğini söyleyen Orçun Yüksel, “Gelişimini tamamlamış palamut balığı, kırmızı et tadı verir.

Besin değeri olarak da oldukça kuvvetlidir. Yağlı bir balık olduğu için de eşsiz bir damak tadı vardır.

Bu lezzeti yakalayan kişiler, balık denildiğinde palamut harici bir balığı düşünemezler.

Palamut nasıl pişirilir

Palamut nasıl pişirilir? 

Palamut balığının özellikle yapılan birkaç kesim şekli vardır. Yuvarlak olarak kesilen palamut balığı, genellikle tepsiye dizilir.

Buğulama olarak sofralarda yerini alır. Ayrıca bu şekilde ızgara ve kızartması da yapılabilir. Mangallık olarak isterseniz de fileto çıkarılabilir.

Doyurucu bir balıktır. Gelişimini tamamlamış bir palamut balığı, 2 kişiyi rahatlıkla doyurur.

Bu dönemde tavsiye ediyor ve herkesin yemesini istiyoruz” diye konuştu.

Palamutun sahtesi nasıl anlaşılır

Palamutun sahtesi nasıl anlaşılır? 

Palamut balığının farklı çeşitleri olmadığını vurgulayan Orçun Yüksel, sadece boyut ve ağırlığına göre farklı isimlerde anıldığını söyledi.

Yüksel sözlerini şu şekilde sürdürdü: 100-150 gramken mekik, yarım kiloyu aşınca palamut, 1 buçuk kiloyu aştığında torik ve zindandelen olarak devam eder.

Bu güzel balığı maddiyat açısından uyanıklık yapıp, kullanan arkadaşlar da var. Tombik denilen ton balığının yavrusu vardır.

Bu balık daha çok yüzeyde yaşadığı için kan oranı daha yüksektir.

Palamut balığına da benzer. İkisini yan yana koyduğunuzda ayırt edilmesi aslında çok kolaydır.

Tombik diye nitelendirdiğimiz balık biraz daha çekik gözlüdür. Üstünde çizgiler sanki eski yazıyla yazılmış gibidir.

Ayrıca balığı kestiğinizde çok kanlıysa, suya bıraktığınızda ya da balığı pişirirken kan salıyorsa o tombik balığıdır.

Tatsız, tuzsuz bir balıktır. Beslenme açısından yenir mi, denizden babamız çıksa yenir. Fakat, palamutla aynı lezzeti tutmaz.

Maddiyat olarak daha düşüktür ama daha çok kazanmak isteyenler palamutla eşdeğer olarak tutmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ