Çırpınan bir ‘Balık’ TRT2’de Saat 21.00 de yayınlanacak, | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Çırpınan bir ‘Balık’ TRT2’de Saat 21.00 de yayınlanacak,

Bu biyografi 12 Şubat 2020 - 12:34 'de eklendi ve 192 views kez görüntülendi.

“Filmden çıkarılacak dersler var balıkçılar için çok önemli. Doğanın ve Denizin bilinçsiz hor kullanımının telafisi imkansız acılara neden olabileceğinin altını çiziyor.” TRT2’de Saat 21.00 de yayınlanacak,

Balık

Çırpınan bir ‘Balık’…Banu Bozdemirİnsanoğlunun doğayı dönüştürme algısına vurgu yaptığı Devir filmiyle yeni bir üçlemeye başlayan Derviş Zaim, serinin ikinci filmi Balık ile ilk kez Altın Koza’da karşımıza çıktı. Balık, Devir’in belgeselle kurmaca arasında yerleşen algısına oranla tamamen kurmaca. O da insanın doğayla ilişkisini kar – zarar dengesi üzerinden sorgulamaya çalışan filmlerden. O anlamda kendime yakın bulduğumu söyleyebilirim. Çünkü değişen dünyanın en büyük sorunlarından birinin doğaya verdiğimiz tahribat olduğunu düşünüyorum. Üstelik geri dönüşü en zor olanlardan, hatta mümkün olmayan bir sorun doğa tahribatı. O yüzden yönetmenlerimiz de bu konuya dikkat çeken filmler yapması en büyük dileklerimden biriydi, Zaim nispeten gerçekleştirmiş gibi. Balık doğaya bakışında düşle gerçeği birleştiriyor. Kızı Deniz’in hasta olduğunu ve sürekli balık yemesi gerektiğini takıntılı bir hale getiren annenin düzlemi, babanın çaresizliği (!) ile birleşince ortaya doğaya verilen zararın etkileri çıkıyor. Annenin kızına yedirdiği balığın bir nevi ‘mucizevi’, hatta eşi benzeri olmaması filmi mistik inanç noktalarına taşıyor. Burada nesli tükenen balıklara vurgu yapmak istemiş gibi Derviş.

Yine de hikayenin kendi içindeki derinliği işlenişe pek etki etmiyor gibi. Yani hikaye doğanın gizemine ilişkin daha fazla laf ederken, film bir an önce sonuca ulaşma kaygısı güder gibi. O yüzden bazı yerlerinin hikayeye daha iyi yedirilmesi gerektiğini düşündürttü bana. Altın Koza’da en iyi senaryo ödülü kazandı Balık, jürinin doğru bir karar verdiği ortada bu anlamda.

Doğa kendinden alınanı bir şekilde alır tezi, burada da doğrulanıyor, doğaya zarar verip fazla balık avlamak için denizi zehirleyen adamın ahı çıkıyor. Aslında hikayenin ikinci kısmı daha ilginç diyebiliriz. Karısının beslediği, kızının yediği balıklardan bulmak için zamana karşı yarışan adamın inancı hikayeyi baştan beri üzerinde durduğu noktaya daha fazla taşıyor. Doğanın peşinde koşmak, onun gizemi karşısında çaresiz ve kimi zamanda cevapsız kalmak kısmının daha etkileyici olduğunu söylemek mümkün. Hatta hikayenin gerçekçi kısımları bütünün içinde göze batıyor gibi.

Tabii filmde abartılması gereken ama Zaim’in kendi bakış açısıyla naifçe çektiği yerler de mevcut. Örneğin denize zehir atılan sahnelerin abartılmasının hiçbir sakıncası yoktu. Yani çeşitli açılardan denize verilen zarar abartılı bir noktaya taşınabilirdi. Evet belki bu daha çok Hollywood’un kullandığı bir yöntem olabilir ama bu plan için şık olurdu diye düşünüyorum.

Bir de adamın balıkları satın alan ve Anadolu’ya ulaştıran satıcının, adam hapse girince ailesine göz kulak olma meselesi fazlaca öykünün dışında kalıyor. Yani adamın karşısına sürekli onun dikilmesi ki, o da bir anlamda suça ortak, hikayede farklı bir algı yaratıyor. Kızı Deniz’in her türlü engellemeye rağmen babasının tarafında olması hem çocuk dünyasının saflığı hem de doğanın affediciliği konusunda bir şeyler söylüyor. Sonuçta karşımızda doğaya saygılarını sunan, bunu yaparken bir yandan da acelesi varmış gibi davranan bir sinema filmi mevcut. Keşke yaya yaya, sinemanın görsel ve sihirli dünyasına bizi daha da çekseymiş demeden duramadım Balık için… Nesli tükenen, belki de hiç var olmayan bir balığın peşinde koşan adamın dramı, zehirli balığı yiyip zehirlenenlerden daha etkili zira!

twitter.com/BanuBozdemir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ