Corona virüsü, Milli Parktaki domuzlara yaradı: “Doğal besleniyorlar” | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Corona virüsü, Milli Parktaki domuzlara yaradı: “Doğal besleniyorlar”

Bu biyografi 20 Nisan 2020 - 22:19 'de eklendi ve 181 views kez görüntülendi.

Corona virüsü, Milli Parktaki domuzlara yaradı: “Doğal besleniyorlar”Ziyaretçilerin yiyecek artıkları, yanlarında götürdükleri sebze ve meyvelerle besledikleri Milli Parktaki yabani domuzlar, Milli Park corona virüsü önlemleri çerçevesinde insan hareketliliğine kapanınca, doğal yaşamlarına döndü. Uzmanlar, bunun bir fırsat olduğunu, normale dönüldüğünde de domuzların beslenmemesi gerektiğini söyledi.

Aydın’ın Kuşadası ilçesindeki Dilek Yarımadası Kalamaki Milli Parkındaki domuzlar, corona virüsü salgını nedeniyle doğal yaşamlarına dönmek zorunda kaldı. Özellikle yaz aylarında sayıları günde 15 bini aşan ziyaretçilerin yiyecek atıklarıyla besledikleri yaban domuzları, parkın corona virüsü salgını nedeniyle  ziyarete kapatılması üzerine artık doğal besin kaynaklarına yöneldi. Doğa dostları ve uzmanlar, yaşanan sürecin binlerce domuzun doğal beslenme düzenine kavuşması için bir şans olduğunu söyledi.

“HİÇ BİR YABAN HAYVANI BESLENMEMELİ”

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Zooloji Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Doç. Dr. Ortaç Onmuş, çok zor iklim şartları, hastalık yada kuraklık gibi başka seçenek olmadığı zamanlar dışında yabani hayvanların insan eliyle beslenmelerinin uygun  olmadığını söyledi. Onmuş, “Nesli tehlike altındaysa çok kötü bir konuma gelmişse, hastaysa beslenmesine yardım edilebilir. Aksi taktirde hiç bir yaban hayvanın beslenmesi doğru değil. İnsanlar beslediğinde, yaban hayvanı kendi başına besin bulamayacak hale gelir, tembelleşir. İnsanlar tarafından beslendiğinde güçlü bir birey olmaz ve yaban yaşamda tutunamaz. Bu durumda hayvana yarar yerine zarar verilmiş olur”dedi.

“HAYVAN SALDIRGANLAŞABİLİR”  

İnsanların duygusal davrandığını, hayvana fayda sağladığını düşündüğünü söyleyen Doç.Dr.Onmuş, “Yaban hayvanları insana alıştıklarından bir süre sonra yiyecek çalma, saldırma eğilimine giriyorlar. Hindistan’daki maymunlar buna örnektir. Bir süre sonra insanların masalarındaki yiyecekleri almaya çalışan domuzları görürseniz şaşırmayın. Domuz yabanidir. Doğasında vardır, tehlikelidir. İnsanların iç içe olmamalı. Güçlüdür” diyerek, kolaylıkla bir çocuğun ölümüne neden olabileceği uyarısında bulundu.

“BESLENME DOĞANIN DENGESİNİ BOZUYOR”

Domuz gibi hayvanların denge altında tutulması gerektiğini söyleyen bilim insanı onmuş, “Kurt, Çakal, Sırtlan, Pars gibi hayvanlar domuzların Predatörü olan hayvanların sayısı azaldı veya bitme aşamasına geldi.Domuzlar ise arttı. İnsanlar onlara yiyecek vererek daha da artmalarına neden oluyor.Doğanın dengesini bozuyor. Domuzlar da insanlar gibi en favori yiyecekleri yerler. Sayıları arttığında Milli Parktaki endemik bitki türlerini yiyerek zarar verebilirler” şeklinde konuştu.

“CORONA VİRÜSÜ SALGINI BİR FIRSAT DOĞURDU”

Yetkililerin, Milli Parkın tekrar insan ziyaretine açılacağı süreç için şimdiden hazırlık yapmaları gerektiğini söyleyen Onmuş, “Şimdi doğal hallerine döndüler. Bu süreç,doğal yaşama adapte olmaları için bir fırsattır. Salgın bitip Milli Park açıldığında, park yetkilileri bu süreci iyi değerlendirmeli. Milli Park girişinde vatandaşlara uyarılar yapılmalı, herkes domuzlara yiyecek verilmemesi konusunda bilgilendirilmelidir” diyerek Milli Park yetkililerinin yiyecek atıklarını, domuzların ulaşamayacağı yerlere kapatması için hazırlık yapmasını önerdi.

DOĞAL BESLENME ŞEKLİNE DÖNDÜLER

Milli Parkın insanların ziyaretine kapanmasıyla birlikte domuzların doğal beslenme alanlarına yöneldiğini söyleyen, Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) başkanı Bahattin Sürücü’de  “Şu anda insan girişi olmadığından domuzlar kendi doğal beslenme şekline döndüler. Doğal olarak da böyle olması lazım. Park tekrar açıldığında, yaban domuzlarının doğal  beslenme şeklini değiştirmemesi için, ziyaretçilerin bu konuya duyarlılık göstermesi, hem yaban domuzları için hem de kendi sağlıkları için iyi olacaktır” şeklinde konuştu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ