‘Dağların oğlu’ yaban hayatın fotokapanı gibi | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

‘Dağların oğlu’ yaban hayatın fotokapanı gibi

Bu biyografi 03 Temmuz 2020 - 11:53 'de eklendi ve 92 views kez görüntülendi.

Erzurum’un İspir ilçesinin kırsal Yedigöl Mahallesin’de oturan ve yörede ‘Dağların oğlu’ olarak tanınan Bülent Erkan (40), yıllardır yaban hayatını gözlemliyor. Dağlarda gezen Erkan, karşılaştığı bozayı, vaşak, kartal, şahin, kurt, tilki ve yaban keçisi gibi hayvanları görüntülüyor.

Köyünde çiftçilik yapan ve aynı zamanda dağcılık sporu ile uğraşan Bülent Erkan, yıllardır dağlarda gezerek doğadaki canlıların yaşamını inceliyor. Yılın yarısını dağlarda geçiren Erkan, bugüne kadar ayı, yaban keçisi, ur kekliği, kartal, şahin, kurt, tilki, domuz, balık ve nadir bulunan kelebekler gibi çok sayıda canlının fotoğraf ve görüntüsünü çekti. Doğa manzarasını ve yaban hayatına ilgisinin küçük yaşlardan başladığını anlatan Erkan’ın hayali ileride belgesel çekmek. Doğada kendi yöntemleri ile gizlenerek kamerasıyla yaban hayatı kare kare görüntüleyen Erkan, çok iyi saklandığı için vahşi hayvanları bile yakından gördüğünü, ancak hiç korkmadığını bildirdi. Hayatının büyük bir bölümünü evi olarak gördüğü dağlarda geçiren Erkan, 14 Mayıs 2013 günü, bir boz ayının yavrusunu kurtlara vermemek için nasıl mücadele ettiğini ise hiç unutamadığını belirtti.

Dağların oğlu yaban hayatın fotokapanı gibi

BELGESEL FİLMİ BİRİNCİ OLDU

Özellikle Kaçkar dağlarını avucunun içi gibi bilen Bülent Erkan, bölgedeki canlıları korumasıyla da biliniyor. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen Kar Film Festivali’nde ‘Dağların oğlu‘ adlı 17 dakikalık belgeselde Bülent Erkan’ın hayatını ve canlıları korunmasını anlatan belgesel filmi birinci oldu. Aylarca dağda yalnız kaldığını ve doğada bulduğu mantar ve çeşitli otlarla karının doyuran Erkan, “Köyüm doğayla iç içe. Bu yüzden doğaya çok ilgiliyim. Özellikle yabani hayvanların davranışlarını inceliyorum. Ayılara 10 metre kadar yaklaştım. Hiçbiri bana zarar vermedi.

Dağların oğlu yaban hayatın fotokapanı gibi

Ayı, insanlara zarar vermiyor. En basitinden bir yılanın kuyruğuna basarsan dönüp seni ısırır. Ayılara zarar vermezseniz, onları gördüğünüzde tepki göstermezseniz size zarar vermez. Ben ayıların görüntüsünü çekerken paniklesem o da korkup bana saldırabilirdi. Dağlardan hiç korkmuyorum. Dünyadaki en tehlikeli şey eğitimsiz insandır. Özellikle Kaçkar Dağları’nı karış karış biliyorum. Çektiğim görüntüleri ileride belgesel için kullanacağım. Ayrıca doğayla ilgili kitap yazacağım. Şu anda maddi gücüm olmadığı için bunları yapamıyorum. Dağcılık sporu ile uğraşıp, maraton koşuyorum. Tek başımda dağlarda yaşadığım için ‘dağların oğlu’ diye hitap ediyorlar. Doğada gezdiğim için kimse bana kız vermedi. Hatta deli diyenler bile oldu. Doğa o kadar güzel ki özellikle doğadaki canlıları fotoğraf makinesi ve fotokapanla tespit etmeye çalışıyorum” diye konuştu.

Dağların oğlu yaban hayatın fotokapanı gibi

AYILARA 5 METRE KADAR YAKLAŞTI

Doğada yaşayan canlıların ne kadar güzel olduğunu bunu katletmek isteyenlere anlattığını sözlerine ekleyen Bülent Erkan, kaçak avcılık yapanlara karşı büyük bir mücadele verdiğini belirtti. Doğadaki canlıların yok olmasıyla geleceğimizin de yok olacağını ifade eden Erkan şunları söyledi:

Dağların oğlu yaban hayatın fotokapanı gibi

“Doğada yaban hayatı gözlemlediğim zaman Doğu Karadeniz ve Erzurum bölgesinde birçok yabani hayvan gördüm. Ama benim ilgimi çeken boz ayılar. Boz ayıları bin TL’ye bir tüfek alan kişi gidip yaralıyor. Yaralı ayı da başka birini gördüğü zaman ona saldırıyor veya acı çekerek bir yerde ölüyor. Bu da eko düzene çok büyük zarar veriyor. Ayılar insanlara kolaylıkla saldırmaz. Ben yaklaşık binin üzerinde ayı gördüm. Ayıya yaklaştım selam bile verdim. 30-40 metreden. 10 metreye kadar ayının yanına yaklaştım. Beni görünce kaçtı. Burada anladım ki ayı değil, eğitimsiz insan canavar. Unutamadığım olaylardan anne ayı, aç kurt sürüsüne yavrusunu vermemek için saatlerce verdiği mücadele idi. Yaklaşık 3 saat sonra büyük bir mücadelede yavruyu avladılar. Kurtlar baskın geldi. Güç kimde ise doğada o kazanıyor. Ben hiçbir önlem almıyorum. Sadece yanımda Türk bayrağı var. Bir de bıçağım. Doğada vahşi hayvanlarla birçok kez karşı karşıya kaldım. Kurtlar çadırımın başında uludular. Doğada olan ne kadar yırtıcı hayvan varsa çoğunu gördüm. Hayalimde Erzurum bölgesindeki canlıların yok olmadan onları belgelemek. Nesli tükenip gitmeden onları belgelemek. Bir zamanlar diyoruz ya dinozorlar yaşamış. Gelecekteki insanlar da bu coğrafyada bu canlılar yaşamış dedikleri zaman bu canlıların belgesi resmi olması lazım. O güzellikleri bir sürü doğasever insanlarla paylaşmak. Evlenirsem dağdan inerim. Ya da dağa çıkan bir kız bulmak gerek.”

kaynak hürriyet

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ