Deli bal’ın vatanı yok edilecek! | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Deli bal’ın vatanı yok edilecek!

Bu biyografi 28 Kasım 2020 - 19:02 'de eklendi ve 104 views kez görüntülendi.

Rize İkizdere’de yer alan Şimşirli, Cevizli ve Gürdere köyleri arasında yer alan İşkencedere Vadisi’ne taş ocağı yapılmasının önü açıldı. Bölgede büyük tahribat yaratacak inşaat için Bakanlığın ruhsat vermesi büyük tepki çekiyor.

'Deli bal'ın vatanı yok edilecek!

Rize’nin İkizdere ilçesinde yer alan İkizdere Vadisi, 13 Ağustos 2020 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve “Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edildi. Bu karar sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığı da bölgede yeni turizm projeleri ortaya koydu.

Tüm bunlara rağmen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İkizdere’de yer alan Şimşirli, Cevizli ve Gürdere köyleri arasında yer alan İşkencidere Vadisi’ne yeni ruhsatlar verdi. Bakanlığın bu kararı sonrasında doğa güzelliği ile koruma kararları alınan vadiye taş ocağı yapılma kararı alındı.

İşkencedere Vadisi’ne yapılmak istenen taş ocağına karşı bölge halkı harekete geçti ve 2019 yılında mahkemeye başvurdu. İlgili Rize İdare Mahkemesi, İşkencedere Vadisi’ne yapılmak istenen taş ocağı ve kırma eleme tesisi kurulması kararının yürütmesini durdurdu.

Fakat bölge için Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı tarafından yeni bir taş ocağı ruhsatı verildi.

129 MİLYON TON TAŞ ÇIKARIP BÖLGEYİ YOK EDECEKLER

Odatv’nin haberine göre, İkizdere Dernekler Federasyonu Çevre Komisyonu Başkanı Osman Baş, bölgenin SİT alanı olduğunu ve Bakanlar Kurulu ile dünyadaki kuruluşların da bunu tanıdığını belirterek, “Bölgeye bu özelliği kazandıran ise binlerce bitki türü ve yaban hayatına ev sahipliği yapan Fırtına, Senöz, Hemşin, Çağlayan, Arılı ve İkizdere gibi vadilerimizdir” dedi.

Ulaştırma Bakanlığı’nın verdiği yeni taş ocağı ruhsatının eskiye göre çok daha tehlikeli olduğuna dikkat çeken Osman Baş, “Bir önceki projede yıllık 100 bin ton taş çıkarılacaktı. Proje dosyasında belirtilen, yeni ruhsatta yıllık 15 milyon 724 bin 800 ton taş çıkarılması hedefleniyor. Bakanlık bununla da kalmamış vadinin devamında bulunan Şimşirli köyüne de aynı tonajlı taş ocağı ruhsatını almış. İki tesiste toplam yılda 31 milyon 509 bin 600 ton taş çıkartılması ile bölge tamamen yok edilecek. Görünür rezerv olarak belirttikleri vadilerden, hedef olarak belirlenen proje sahalarında 4 yıl içinde 129 milyon 24 bin ton taş çıkarılacaktır” dedi.

BÖLGE HALKINA SORMADAN, SU KAYNAKLARINI DA YOK EDECEKLER

İkizdere Dernekler Federasyonu Çevre Komisyonu Başkanı Osman Baş, yapılan bu ruhsatlandırma için bölge halkından görüş alınmadığını da ifade ederek bir başka tehlikeye de dikkat çekti.

“Doğal yaşamı ve ekolojik dengeyi alt üst edecek  bu girişimler bölgedeki köylülere danışılmadan yapılmakta. Her ne kadar Karadeniz su kaynakları açısından zengin gözükse de, yapılması planlanan taş ocaklarında yapılacak patlatmalar neticesinde yerüstü ve yeraltı su kaynakları yok edilecek” diyerek tehlikeye dikkat çeken Osman Baş, “Yine bölgede akan dereler, inşaat sahası alanlarında bulunduğu için taş ocağının yaratacağı çevre kirliğinde bozulacak kullanılamaz hale gelecek” diye konuştu.

“DELİ BAL”IN VATANINI YOK EDECEKLER

Taş ocağının bölgenin ekolojik dengesini mahvedeceğine dikkat çeken Osman Baş, köylülerin geçim kaynaklarına da zarar vereceğini ifade etti. İşkencedere Vadisi’ndeki bitki türü çeşitliliğine vurgu yapan Baş, şöyle devam etti:

“‘Deli Bal’ olarak bilinen ve vadinin önemli geçim kaynaklarından olan ürün, vadide doğal yöntemlerle yöre köylüleri tarafından üretilmekte ve temel geçim kaynaklarından birini oluşturuyor. Taş ocağının vadiye vereceği en büyük zararlardan bir tanesi de köylülerin en önemli geçim kaynağı olan Çay bahçeleridir. Organik çay üretimi, özellikle son yıllarda hayvancılığın bitmesiyle köylülerin önemli geçim kaynaklarından biri olmuştur. Taş ocağının yaratacağı tahribatla halk bu yaşam kaynaklarını kaybedecek.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ