Doğaya Dönüş (DOĞA MİMARINDAN) Arzu İpek #Landscapearchitect | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Doğaya Dönüş (DOĞA MİMARINDAN) Arzu İpek #Landscapearchitect

Bu biyografi 21 Nisan 2020 - 18:36 'de eklendi ve 300 views kez görüntülendi.

Müstakil, bahceli bir evde oturuyorum. Üstelik Silifkenin içinden geçen göksu nehrine yaklaşık 100 metre mesafede

Hayır zenginlikten değil

Birincisi şans (ilâhi sebepler)

Her emekli gibi anne baba birikimi

Ikincisi Imar

Teknik sebepler

Burada bir gülesim geldi

Sokağımız imarda öyle bir planlanmış ki

Şehrin göbeğinde olmasına rağmen (Bundan 50 yıl ve öncesi Silifkenin Merkezi imiş)

Sağımız, solumuz, önümüz, hatta arkamız 5 ve 7 katlara imarlı iken bizim sokak 4 kata imarlı olmuş. (Buda ayri bir soru işareti

Kim yaptı ise hainliğine yapmış

Ama yok ya benim işime geliyor bu durum)

Dolayısıyla müteahhitler zarar ederiz diye bizim sokağa girmeye cesaret edemedi

Google Earth in uydu haritasından şehir merkezine bakarsanız en yeşil alanla taralı olan sokak bizimkisi

Bizim sokağa giremeyenler (müteahhitler)

Kentin en yeşil alanlarına (Saricalar, Sayagzi, Taşucunda ki limon portakal ve zeytin bahçeleri)girdiler.

Herneyse zaman zaman sosyal medya da bahçemizin resimlerini paylaşıyorum.

Yahu o sokakta öyle bir bahçe yok diye yorum yapanlar, hatta meraktan gelip bakanlar bile var

Efendim bu sokakta bizim ikamet ettiğimiz ev diğer evler gibi yola sıfır değil.

Annemin doğup büyüdüğü tek katlı taş bina ise evimize ve avluya bahçe duvarı görevi yapmakta.

Bazen bu taş binayı restore etmek istiyorum.

Ama devlet maalesef konak özelliği taşımayan ama konaklar ile aynı yaşta olan bu evleri tescillemiyor

Asil konuya girelim

Karantina günlerinde benden mutlusu yok, çünkü bahceli  mustakil bir  evimiz var

Ve nefes alabiliyoruz…

Birde şezlong falan mi alsam diyorum

Guneslensem

Gelsin bol D vitaminleri falan…

Instagram paylaşımları

Arasira alışveriş için dışarı çıktığımda

Balkonlarda dışarıyı izleyen çocuklar görüyorum

Modern hapisaneye dönüşmüş binalar

Çocuklar için üzülüyorum

Enerjilerini bosaltamiyorlar….

Sosyal medyada ise bahçelerinin resimlerini paylaşan insanlar beni mutlu ediyor

(Cok degil bir ay oncesinde yemek,  beş yıldızlı otel tatilleri, seminer hatıraları falan paylaşırdı)

Tokat gibi yuzumuze vurulan gerçekler

Listelersek yazmaya derman kalmaz

Ama şunu çok iyi biliyorum

Doğaya Dönüş başladı

Sosyal mesafeden dolayı atamadığımız kötü enerjimizi

Doğanın bizlere sundukları ile gideriyoruz karantina günlerinde

Ve doğaya teşekkür ediyoruz…

Geçmiş dönemlerde Silifke de bir konudan dolayı eleştiri topuna tutulmustum

Çevreci guruplar ve TMMOB tarafından

O günler geliyor aklıma

Bilmeyenler için söyleyeyim ben peyzaj mimarıyım

Yani doğa mimari

Bir kaç yıl öncesinde, nükleer santraller, balık çiftlikleri, tersane gibi konulara ses çıkaramadığım için elestirilmistim

Hatta birileri bu sessiz turumumdan dolayı bana parmak sallayıp

Sen cezanı cekeceksin gibilerinden

Tehdit kasideleri savurmustu

Tepkisiz kaldım

Doğa mimarına doğayı öğretmek tereciye tere satmanın başka bir paralel boyutudur…

Biz peyzaj mimarları diğer mimarlık ve mühendislik dallarından biraz farklı eğitim alırız.

Teknik derslerin yani sıra, iklim değişikli, su  kirliliği ve kontrolü, dendröloji, botanik vs gibi insan,doğa ve diger canli turleri, ortak yaşam vs gibi alanlarda da eğitiliriz.

Benim ise iklim değişikliği ilgi alanım

Dr Baran Bozoglunun bir kitabında inşaat ile yaratılan alanlar yüzde 6,5 gibi bir oranla sera gazi etkisi yaratiyor ki. Buda dunya isisinin 20 yilda bir 1-2 derece artmasina neden oluyor

Demem o ki, kar edecegiz diye diktiginiz hani o binalar, lux rezidanslar varya herbiri nükleer santral kadar tehlikeli.

Deniz kenarlarını işgal eden, dev siteler yapan, kamusal alan olan plajlara halkı sokmayan ama balık cifligine sıra gelince en iyi çevreci kesilip bana parmak sallayan arkadaş, deniz kenarinda oturdugun sitede ki evlerin her biri en az bir balık çiftliği kadar kirletiyor denizi

Ben çevrecilik adı altında siyasi kavga edenlerden değilim

Varsın siyasetiniz sizin olsun

Ben doğa için kavga eden bir doğa mimarıyım

Umarım bu karantina günlerinde doğa ile oynanan bu oyun yüzünüze bir tokat gibi çarpar

Zaman zaman babamla konular üzerinde tartisiriz

Baba inşallah insanlar bir nebze olsun akıllanırlar ve ders cikartilar, dediğimde

Babam bana söyle dedi

Insanoğlunun gözü doymaz kizim

Insan oğlunun gözünü bir toprak doldurur

Oda ne zaman biliyor musun

Öldüklerinde….

Ama benim balkondan dışarıyı izleyen çocuklardan umudum var….

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ