Farkında mısın Türkiye, sonları geliyor MASALLARA VE EFSANELERE KONU OLAN YABAN KEÇİLERİ YOK OLUYOR | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Farkında mısın Türkiye, sonları geliyor MASALLARA VE EFSANELERE KONU OLAN YABAN KEÇİLERİ YOK OLUYOR

Bu biyografi 16 Şubat 2020 - 15:43 'de eklendi ve 334 views kez görüntülendi.

Farkında mısın Türkiye, sonları geliyor

Yusuf Yavuz

 

Özellikle kış aylarında yoğunlaşan kaçak avcılıkla ilgili görüşlerini dile getiren doğa koruma uzmanlarına göre acil ve radikal önlemler alınmazsa av turizminin de sonu gelecek. Kaçak avcılığın en yoğun olduğu kentlerin başında gelen Antalya’daki 8 ayrı yaban hayatı sahasının yaklaşık 170 bin hektarlık alanı kapladığını belirten uzmanlar, “Bu büyüklükte ve birbirinden farklı bölgelerdeki yaban hayatı sahalarını 10-15 personelle korumak dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir. Bölge dışından gelen kaçak trofe avcıları güçlü arazi araçlarına sahip nüfuzlu insanlardır. Av turizmi Türkiye için katma değeri en fazla olan turizm şeklidir. Kaçak avcılık yüzünden yaban hayatının büyük zarar görmesinin yanında hem yerel halktan hem de devletten milyonlarca dolarlık kaynak da gasp edilmektedir. Yaban Hayatını Koruma eğitimi almış birçok tekniker işsizdir. Tarım ve Orman Bakanlığının yaban hayatını korumak ve av turizminin gelirlerini artırmak gibi bir niyeti varsa, önce avlanacak hedef yaş ve büyüklükteki tekelerin korunmasını ve sahalara hâkim olması gerekir. Aksi durumda, her gün bir yenisi eklenen kaçak avlanmalar yüzünden sahada avlanacak teke kalmayacaktır” uyarısında bulunuyor.

Türk kültüründe önemli bir yeri olan yaban keçileri birçok bölgede halk arasında “geyik” olarak da anılıyor. Ancak bilimsel adı ‘Capra aegagrus’ olan yaban keçileri, Himalayalardan Toroslara, İran’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Güney Avrupa’ya geniş bir alanda varlığını sürdürüyor. Ancak insan baskısı yüzünden yaşam alanları giderek daralan tür, uluslararası doğa koruma kriterlerine göre nesli yok olma tehdidi altındaki canlılar arasında.

MASALLARA VE EFSANELERE KONU OLAN YABAN KEÇİLERİ YOK OLUYOR

Adı masallara ve efsanelere konu olan yaban keçilerinin Türkiye’de en yoğun yaşadığı alanların başında Akdeniz Bölgesinin dağlık kesimleri geliyor. Ancak kaçak avcılık dışında vahşi madencilik, otoyol ve enerji projeleri ile plansız ormancılık faaliyetleri yaban keçilerinin doğal yaşam alanlarını parçalıyor. Buna bir de ulaşım olanaklarının artması ve ateşli silahların yaygınlaşması eklenince kaçak avcılık da türün varlığını tehdit eden etkenlerin başına yerleşti.

KAÇAK AVCILIK PARA CEZASI İLE ÖNLENEMİYOR

Türkiye’de turizm hareketini çeşitlendirmek ve yaban hayatından döviz elde etmek amacıyla 1981 yılından bu yana yaban keçileri devlet denetiminde avlanıyor. Türün üreme kabiliyetini yitirmiş erkek bireyleri arasından seçilerek oluşturulan kotalar her yıl ilgili komisyonlar tarafından belirlenirken, bu yolla hem yaban hayatının dengelenmesi hem de devlete ve kırsal alanda yaşayan halka ekonomik kazanç sağlanması amaçlanıyor. Ancak kaçak avcılık zaten yeterince sağlam bir zemine oturtulamayan bu sistemin bozulmasına yol açıyor. Kaçak avlanmanın suç değil, kabahat olarak değerlendirilmesi yakalanan avcıların para cezası ile serbest kalmalarını sağlıyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan uzmanların verdiği bilgiye göre kesilen bu para cezalarının birçoğu da ödenmiyor.

KORUMA SAHALARI KAÇAK AVCILARIN HEDEFİNDE

Türkiye’de hem yaban hayatın korunması hem de avcılığa ilişkin usul ve esasları belirleyen yasal düzenlemeler Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı kurumlar eliyle yürütülüyor. Ancak yaban hayatının korunup geliştirilmesi için ayrılan sahaların büyüklüğü ve nitelikleri bu alanların denetim altında tutulmasını zorlaştırıyor. Personel ve denetim yetersizliği nedeniyle yaban hayatı koruma sahalarında korunan yaban keçileri, kaçak avcıların kolayca hedefi haline geliyor. Yalnızca Antalya’da bir yıl içinde yaşanan kaçak avcılar tarafından 100’ün üzerinde yaban keçisinin katledildiği kaydediliyor.

ANTALYA’NIN KORUNAMAYAN KORUMA SAHALARI

Bölgeyi yakından tanıyan konuyla ilgili bir uzmanla yaptığımız röportaj, durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor. Doğa koruma ve doğa turizmi planlaması gibi konularda önemli çalışmalara imza atan, ancak adının açıklanmasını istemeyen yetkilinin verdiği bilgiye göre Antalya’da bulunan toplam 8 Yaban Hayatını Geliştirme Sahası (YHGS) yaklaşık 170 bin hektarlık büyüklüğe sahip. Birçok ilçenin yüzölçümünden daha büyük olan bu sahalarda görev yapan personel sayısı ise 15-20’yi geçmiyor. Bu nedenle bir alanı koruma sahası ilan etmek tek başına yeterli değil, koruma alanlarının yeterli ve donanımlı personel ile birlikte gerekli olan teknik altyapı ile de donatılması gerekiyor.

“DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE 10-15 PERSONEL İLE KORUMAK İMKÂNSIZDIR”

Antalya’daki yaban hayatı sahalarının tamamının yaban keçilerinin yaşam alanı olduğunu dile getiren yetkili, bu alanların etkin biçimde korunması ve kaçak avcılığın önüne geçilebilmesi için yapılması gerekenlere ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı: “Antalya’daki yaban hayatı sahaları, dağlık ve engebeli arazilerden oluşuyor. Bu sahalardaki en büyük tehdit, kaçak avcılardır. Kaçak avcılarla mücadele edebilmek için eğitimli motorize ekip ile birlikte yeni geliştirilen teknolojinin kullanılması zorunludur. Bu konuda gerekirse ilgili kanundaki kimi boşluklar da giderilmeli ve kaçak avcılıkla daha etkin mücadele edilmelidir. Örneğin birbirinden farklı yerlerde olan ve bu kadar büyük koruma sahalarını dünyanın hiçbir yerinde 10-15 personel ile korumak imkânsızdır. Özellikle kaçak yaban keçisi avcıları teknolojik donanımlı arazi araçları ve silahlar kullanıyorlar. Koruma sahası ve bölge dışından gelen trofe avcıları, maddi durumları güçlü olmalarının yanında en güçlü arazi araçlarına da sahipli nüfuzlu insanlardır. Av turizmi, Türkiye için katma değeri en fazla olan turizm şeklidir. Av turizminden elde edilen gelirler, avcılığın yapıldığı kırsal alandaki köylerin ihtiyaçlarının giderilmesinde önemli bir katkıdır. Ancak kaçak avcılık yüzünden yaban hayatının büyük zarar görmesinin yanında hem yerel halktan hem de devletten milyonlarca dolarlık kaynak da gasp edilmektedir.

“KAÇAK AVCILAR YÜZÜNDEN SAHADA TEKE KALMAYACAK’

Türkiye’de daha zor arazi koşullarına sahip olan Pakistan bu sorunu çözmede çok büyük mesafe aldı ve av turizmi gelirleri de Türkiye’dekinden daha yukarılara taşıdı. Kaçak avcılığın önlenmesinde ilgili bakanlık uygulamaya yönelik ciddi önlemler almalıdır. Sorun ancak böyle çözülebilir. Türkiye’nin her bölgesinde örgütlü olan avcılık dernek ve kulüpleri de kaçak avcılıktan rahatsızlık duyuyorlar. Bu tür sivil toplum kuruluşları ile birlikte köy muhtarları ve yerel kolluk güçleri ile birlikte yapılacak etkin işbirliği sorunun önüne geçilmesinde önemlidir. Bununla birlikte kaçak avcılığın yoğun olduğu alanlarda teknolojik donanımı yeterli foto-kapanlardan da yararlanılabilinir. Koruma sahalarında 24 saat etkin denetim yapacak yeterli personel istihdam edilmesi de önemli. Yaban Hayatını Koruma eğitimi almış birçok tekniker işsizdir. Köylerde de kendi yöresinin doğasını koruyabilecek potansiyele sahip, araziyi bilen gençlere bu konuda eğitim verilerek her iki kesimden de etkin biçimde yararlanılabilir. Tarım ve Orman Bakanlığının yaban hayatını korumak ve av turizminin gelirlerini artırmak gibi bir niyeti varsa, önce avlanacak hedef yaş ve büyüklükteki tekelerin korunmasını ve sahalara hâkim olması gerekir. Aksi durumda, her gün bir yenisi eklenen kaçak avlanmalar yüzünden sahada avlanacak teke kalmayacaktır.”

Yusuf Yavuz

Odatv.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ