Kamil Üçbaş, Elini Taşın Altına Koyan Adam / NEJAT ÜNER | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Kamil Üçbaş, Elini Taşın Altına Koyan Adam / NEJAT ÜNER

Bu biyografi 13 Ağustos 2019 - 16:21 'de eklendi ve 133 views kez görüntülendi.

Değer verdiğiniz bir insanın çok zamansız olarak hatta sürpriz bir şekilde bu evreni terkedip ışığa yürümesinin üzüntüsünü kabullenmek gerçekten zor oluyor. Hele tam da bir çok faydalı ve iyi şeyleri planlayıp uygulamaya geçirip olgunlaştırırken aşırı ve çok yorulmasının bu evreni terketmesine neden olan etmenlerin en önemlilerinden biri olduğunu tahmin ederekten. Bu yazıda bu nedenleri ki çoğunu da zaten bilmiyorum ve bunlar hakkında fikir yürütmektense merhumun yaptıklarının konuşulmasının daha doğru olacağını sanıyorum. Çünkü ölümünü ve bunun nedenlerini zaten konuşmak gereksiz. Bir daha geri gelmeyecek ki.

Aslında bunları konuşmak demek Türkiye avcılığının içinde bulunduğu sahipsizliği ve rezillikleri konuşmak demek. Türkiye avcısının ve avcılığının politikalarını belirleyen aşırı politize olmuş ve aldığı paranın bir kuruşunu bile hak etmeyen bir yığın eğitimsiz ATM insanını konuşmak demek. Adına duayen, federasyon, konfederasyon, usta, musta, atıcı, matıcı, gibi bir yığın işe yaramaz ve günlerini hamasetle geçiren ve Türk’ün Türk’e yaptığı palavraları ve palavracıları konuşmak demek. Yani ‘’taşın altına elini sokmadan’’ ve cebinden beş kuruş para harcamadan asalak olan ve Türkiye avcılığına yıllardır hiçbir faydası dokunmamış avcılıkları ve avcılık ahlakları bile sorgulanmaya müsait bir yığın polemikçi ve çenebaz insanları konuşmak demek. Merhum bile zordayandı bunlardan birinin başkanlığına. Çünkü hiç kimse taşın altına elini koymadı veya koymak istemedi. Daima başkasından veya adına devlet baba denen ama aslında kötü bir üvey baba olan devletten beklediler hep.

Benim merhum ile ilişkilerim sadece yazar-editör ve samimi ve dürüst, hiçbir menfaat ilişkisine dayanmayan dostluk ilişkisiydi. Bir kere bile beraber avlanmadık ve hatta aynı sofrada bile bulunmadık. Fuarlarda sıksık görüşürdük. Ayda enaz bir kere konuşur ve fikir alışverişi yapardık. Son olarak da domuz avcılığı ile ilgili ciddi bir çalışma içindeydi ve bu konuda bilgi alışverişi yapıyorduk. Vakit bulamadığından yakınıyordu, bu konudaki kitabı bir türlü basıma hazırlayamadığı için.

Yazının devamı ve görselleri ile Avdoğa Dergisi Temmuz 2019 sayısında

AVDOĞA DERGİSİ TEMMUZ 2019
ABONE OLMAK İÇİN 05443414082 WhatsaAp ABONE yazın sizi arayalım..
veya linki tıklayarak abone olunuz 

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSf4-3si7QVXaAdwJymBmKm5RH1V5k_MGBkOzWAmP1D00XeMPw/viewform

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ