‘Karizmatik hayvanlar’ daha şanslı | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

‘Karizmatik hayvanlar’ daha şanslı

Bu biyografi 10 Aralık 2020 - 20:20 'de eklendi ve 65 views kez görüntülendi.

Yayınlanan bir akademik çalışmaya göre ‘görünüşü güzel’, ‘karizmatik hayvanlar’ diğerlerine göre daha fazla korunuyor ve yaban hayatı koruma fonlarından daha çok pay alıyor. Bu rapor hayvanlar alemiyle ilgili yeni bir tartışmayı gündeme getirdi.

Derleyen: Yaşar ÖZER‘Karizmatik hayvanlar’ daha şanslı

Yapılan bir araştırmaya göre omurgasız hayvanların, daha çok göz alıcı kuşlara ve görüntüsü karizmatik olarak düşünülen memeli hayvanlara odaklanan koruma çalışmaları tarafından göz ardı edildiğini ortaya koydu. Akademik dergi ‘Proceedings of the Royal Society B’de yayınlanan bir makaledeki bilgilere göre; AB tarafından omurgalı bir tür için ayrılan bütçe, omurgasız bir türe ayrılan bütçeden 500 kat daha fazla olabiliyor. Bu da şu demek: Hayvanlara da tıpkı insanlara baktığımız gibi bakıyor olabiliriz.

Peki hangi şanslı hayvanlar ‘aslan payını’ alıyor? Ayılar, kurtlar, vaşaklar gibi ‘karizmatik hayvanlar’ diye tabir edebileceğimiz türler, söz konusu yaban hayatı korumak olunca Hollywood yıldızları gibi algılanıyor. Sadece bir tanesi için ayrılan bütçe, tüm omurgasızlar için ayrılan bütçeye denk gelebiliyor. Örümcekler ve böcekler gibi ‘karizmatik olmayan’ türler ise çok önemsenmiyor. Halbuki onların ekosistem için ne kadar önemli olduğu bilimsel çalışmalar sonucu kanıtlanmış durumda.

KARİZMATİK OLAN FONU ALIR

Mağara ekolojisti olan Stefano Mammola liderliğindeki bir ekip, 1992 ile 2018 yılları arasında iklim ve çevre eylemini finanse eden Avrupa Birliği’nin ‘Life Programı’nı analiz etti ve paranın nasıl tahsis edildiğini gördü. Çalışma; Avrupa’daki omurgalıların yüzde 23’ünün, omurgasızların ise yüzde 0,06’sının fon alabildiğini ortaya koydu.”

Mammola, The Guardian’a yaptığı bir açıklamada şöyle diyor: “Fon açısından ayı, kurt ve birkaç kuşun aldığı miktar inanılmazdı. Fonlanan sadece bir örümcek, birkaç kabuklu var ve tek bir parazit yok. Memelilerde ise bu durum çok farklı düzeylerde. Her şey birkaç türün etrafında dönüyor.”

BOZ AYI ZİRVEDE, KURT İKİNCİ SIRADA

Yapılan araştırmalar bir türün nesli tükenme riskinin, aldığı para ile çok ilgisi olmadığını ortaya koyuyor. Boz ayıya ayrılan bütçe 47 milyon civarındayken kurt içinse 33 milyon euro ayrılmış. Uluslararası Doğa Koruma Birliği’ne (IUCN) göre; bu iki hayvan nesli tükenme konusunda ‘en az endişe verici türler’ kapsamında. Ancak bu bir şeyi değiştirmiyor çünkü oldukça ‘karizmatik’ havyanlar.

En çok fonlanan türler arasında ayıdan sonra kurt geliyor.https://63082dff1c3d9889a46de8d2faa7bf98.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

Aynı araştırmadaki bir analize göre; böceklerdeki yok olma oranı, kuşların, memelilerin ve sürüngenlerin yok olma oranından sekiz kat daha fazla. Öte yandan AB’nin 2030 yılına kadar 20 milyar euroluk tahmini bir bütçe ile yeni bir strateji hazırlığında olduğu ve omurgasızları daha fazla hesaba katmaya çalışacağı belirtiliyor.

Stefano Mammola ise konuyla ilgili şöyle diyor: “Bence biyoçeşitliliğin neden önemli olduğunu açıklamamız gerekmeyen bir noktaya ulaşmış olmalıydık.” Mammola, omurgasızlar dünyasında da birçok karizmatik tür olduğu görüşünde. Mammola’ya göre hayvanlardaki karizmatik tür algısının değişmesi gerekiyor.

‘LIFE Programı’ kapsamında en çok fonlanan 10 tür arasında sadece bir tane omurgasız tür var: Tatlı su inci midyesi.

ÇOĞU TÜR AZALIYOR

Yapılan bilimsel araştırmalara bakıldığında tür düzeyinde korumaya yapılan yatırımların ters etki yapabileceği görülüyor. Bir de meselenin şöyle bir boyutu var: Omurgasızlar memelilere göre çok farklı ekolojik ihtiyaçlara sahip. Bir kurdu korurken işiniz çok daha kolay olabilir. Ancak bir böceği veya örümceği korumak istediğinizde mikro habitatları da önemsemeniz gerekiyor.

Cardiff Üniversitesi’nden araştırmaya dahil olan bir çevre bilimcinin görüşleri ise şöyle: “Mevcut strateji, kuş, memeli veya balık habitatlarının ‘şemsiyesi’ altında yaşayan daha küçük organizmalara kaçınılmaz olarak fayda sağlayacak olsa da, daha küçük organizmalar için de korumayı ve desteği artırmak gerekiyor.”

BİR BÜTÜN OLARAK BAKMALIYIZ

Uzmanların konuyla ilgili genel kanısı şöyle: Biz insanlar doğal olarak memeli ve tüylü hayvanlara daha çok sempati duyuyoruz. Onları kendimize daha yakın hissediyoruz. Ancak doğa; ayı, kurt veya vaşak gibi omurgalı ve ‘karizmatik’ hayvanlardan ibaret değil. Omurgasızlara ve tüm mikroorganizmalara eşit derecede önem vermek gerekiyor. Ancak bu şekilde yaşamı bir bütün olarak kurtarabiliriz.

kaynak sözcü

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ