Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ? | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bu biyografi 19 Aralık 2020 - 15:46 'de eklendi ve 174 views kez görüntülendi.

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor.

İşte Karadeniz’in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası

Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONU
Burası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler.

Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİN
Artvin’in Murgul ilçesine bağlı Başköy’de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz-kış ziyaretçi akınına uğrayan bir yer.

Kayada dört metre çapında delik açarak yedi metreden dökülen şelalede suyun eşsiz gücüne tanık olacaksınız. Geçtiğimiz yıl Murgul Kaymakamlığı tarafından turizme kazandırılan şelale özellikle yaz aylarında sıcak havalarda vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor.

Tortul kayaç üzerindeki 7 metre yüksekten kireç ve kil taşının suyu zamanla aşındırmasıyla 4 metre çapında oluştuğu tahmin edilen ‘yüzük’ şeklindeki delikli bir kaya içinden akan şelaleye bölge halkı tarafından ‘Delikli Kaya’ adını verilmiş. Burası doğanın içinde bir mucize gibi…

Dünyanın en derin ikinci kanyonu: VALLA KANYONU / KASTAMONU
Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesine bağlı Muratbaşı köyü Kanlıçay mevkisinden girilen Valla Kanyonu’nda geri dönmek mümkün olmadığından ancak 12 kilometre yürüdükten sonra Cide ilçesine bağlı Loş Vadisi Hamitliköyünden çıkılabiliyor.

Uzunluğu 12, derinliği ise yer yer 1,1 kilometreyi bulan ve riskleri nedeniyle rehbersiz geçişe izin verilmeyen Kastamonu’daki Valla Kanyonu, dünyanın en derin ve geçişi en zor kanyonları arasında gösteriliyor.

Küre Dağları Milli Parkı’nda bulunan kanyon, doğanın görkemine şahit olacağınız ender yerlerden…

Doğal ağaç müzesi: ÖRÜMCEK ORMANLARI / GÜMÜŞHANE
1998’de koruma alanı ilan edilen Örümcek Ormanları 2 bin 630 dekarlık bir alanı kaplıyor. Kürtün’e 17 km uzaklıkta olan bu alanda Avrupa ve Kafkaslar’ın en boylu ve çaplı ladin ve göknarları bulunuyor. Ortalama 417 yaşına varan ağaçlar 4 asra şahitlik etmenin verdiği gururla dimdik yükseliyor.

Özellikle sonbaharda renk cümbüşüne bürünen ormanda Türkiye’nin dört bir yanından doğa yürüyüşçüleri ve fotoğrafçılar geliyor. kış aylarında da güzel fotoğraflar çekeceğiniz garanti. Ayrıca Çağlayandibi Şelalesi Tabiat Parkı’nda doğanın içinde güzel vakit geçirebilirsiniz.

Mendereslerin güzelliği: PERŞEMBE YAYLASI / ORDU
Ordu’nun Aybastı ilçesindeki bin 500 rakımlı Perşembe Yaylası, doğa harikası menderesleri ve yayla gölüyle ziyaretçilerine farklı güzellikler sunuyor.

1500 metre yükseklikte yer alan yayla uçsuz bucaksız düzlükleri, yeşilliklerin arasında kıvrım kıvrım akan menderesleriyle mutlaka görülmesi gereken güzelliklerden biri…

Her mevsim ayrı güzel: YEDİGÖLLER / BOLU
Yedi farklı hikâyesi olan yedi göl ve çevresi her mevsimde doğanın dönüşümünü eşsiz bir şekilde yansıtıyor.

Kademeli olarak birbirine yer altından bağlı olan göllerin etrafı ağaçlar, piknik masaları ve kuş cıvıltılarıyla dolu. Ailecek buraya karavan veya çadırınızla gelip birkaç gün kamp yapmadan dönmeyin.

Batı Karadeniz Bölgesinde, Bolu’nun 42 km kuzeyinde yer alan Milli Parka Ankara-İstanbul karayolunun 152. km’sindeki Yeniçağa ve 190. km.sindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır.

Yedigöller’e Bolu’dan düzenli ulaşım sağlayan araç bulunmamakta. Ayrıca her mevsim seyehat acentalarınca günübirlik turlar da düzenliyor.

Huzur dolu: SAHARA MİLLİ PARKI / ARTVİN
3 bin 250 hektara yayılan doğal cennet 1994’te milli park ilan edilmiş. Sahara bölümünde geleneksel yaylacılık faaliyetleri yapılıyor.

Parkın içinde yer alan Karagöl ise yukarıdan bakıldığında kalbe benzeyen yapısı ve etrafındaki ladin ağaçlarının görüntüsüyle büyüleyici.

Ağaçların arasında: BORÇKA KARAGÖL / ARTVİN
Uzungöl gibi etrafı henüz binalarla istila edilmemiş doğanın Karadeniz’e sunduğu başka bir cennet burası.

Çam ve ladin açlarıyla çevrili göl, çöken sis ile Karagöl’ün üzerine yansıyan ağaç ve bulut görselleriyle unutulmaz manzaralar sunuyor.

Yeryüzündeki cennet: MARAL ŞELALESİ / ARTVİN
Yemyeşil asırlık ağaçlarla bezenen ormanın içerisinden tek bir kırıkla akan şelaleyi yöre halkı, ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor.

Patika yolu dışında ulaşımın olmadığı Maral şelalesinin bu sayede doğası bozulmadan korunabilmiş. Macahel Vadisi’ndeki şelale 68 metreden vadi tabanına dökülüyor.

Bulutların üzerinde: POKUT YAYLASI / RİZE
Büyükşehirlerin kavurucu sıcaklarından kaçıp bulutların üzerindeki doğa harikası Pokut’a gidilmeli. Normalde 1800 metre yükseklikten sonra ağaç yetişmez ama aldığı rüzgârlar neticesinde yayla çam ağaçlarıyla dolu.

Serin ve tertemiz havası, yayla çiçekleri, etraftaki yaylaların manzaraları, patika yolları ve yayla evleriyle buraya hayran kalacaksınız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ