Kuş cennetiydi, şimdi kuruyor! Su seviyesi düşüyor, kuraklık kapıda! | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Kuş cennetiydi, şimdi kuruyor! Su seviyesi düşüyor, kuraklık kapıda!

Bu biyografi 23 Haziran 2020 - 13:12 'de eklendi ve 129 views kez görüntülendi.

Manisa’nın ‘kuş cenneti’ olarak bilinen ve balıkçılıkla geçimini sağlayan birçok vatandaş için olmazsa olmaz Marmara Gölü’nde suların çekilmesi tehlikeli boyutlara ulaştı. Su seviyesi 1.5 metrenin altına düşen gölü göçmen kuşlar terk etmeye başlarken, balıkçılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar da avlanamadığı için teknelerini karaya çekti. Bölgede artık balıkçılığın kalmadığını belirten Tekelioğlu Mahalle Muhtarı Selim Selvioğlu, “Gölün durumu görüldüğü gibi yüzde 20 su kaldı. Sözde kuş cenneti ama kuş kalmadı. Kuşların çoğu öldü, kalanlar da bunlar işte bataklık gibi bir şey oldu” dedi. Sınırlı Sorumlu Gölmarmara ve Çevresi Su Ürünleri Üretim ve Değerlendirme Kooperatifi Başkanı İsmail Yaslı ise, “Önceki yıllar 100-150 ton balık avlandığı oluyordu. Son yıllar gölümüzde kuraklığa bağlı olarak su seviyesinde bir düşüş söz konusu. Bu nedenle balıkçılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarımız biraz sıkıntı çekti” diye konuştu

Manisa‘nın ‘kuş cenneti’ olarak bilinen Marmara Gölü’nde son dönemde yaşanan durum korkutuyor. Su seviyesi düşen gölde tekneler karaya oturdu. Gölün çevresindeki mahallelerde yaşayan ve geçimlerini balıkçık ve tarımla sağlayan vatandaşlar göldeki suyun çekilmesinden endişeli. Tekelioğlu Mahalle Muhtarı Selim Selvioğlu, “Gölün durumu görüldüğü gibi yüzde 20 su kaldı. Kuşlarımız kalmadı artık. Sözde kuş cenneti ama kuş kalmadı” diyor.

İHA’nın haberine göre, Marmara Gölü son dönemlerde yaşadığı su kaybı nedeniyle kuruma tehlikesi ile karşı karşıya. Manisa’nın Salihli ve Gölmarmara ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Marmara Gölü’nde balıkçılar, kuraklık nedeniyle göle açılamıyor. 7 mahallenin geçim kaynağı olan balıkçılığın yanı sıra tarımsal sulamanın da başlayacak olması göl çevresinde yaşayan vatandaşların endişesini artıyor.

BİNLERCE SU KUŞUNA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR

Gediz Ovası’nı sulamak amacıyla Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından kurulan setlerle “suni depolama gölü” olarak da kullanılan 320 milyon metreküp kapasiteli Marmara Gölü, tepeli pelikan, karabatak gibi nesli tehlikede olan kuş türleri de dahil olmak üzere binlerce su kuşuna ev sahipliği yapıyor.

Gölün kuruması nedeniyle nesli koruma altında bulunan kuş türleri de gölde yavru yapamadıkları için gölü terk etmeye başladı. Bölgede balıkçılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar da artık gölden balık çıkmadığı için teknelerini karaya çekmek zorunda kaldı. Su seviyesinin 1.5 metreye düşmesi nedeniyle taban otlarının yüzeye çıktığı gölde balıkçıların ağları da otlara takılmaya başladı. Gölün kurumasından endişe eden vatandaşlar, gölün kurtarılması için çalışma yapılmasını bekliyor.

‘SEVİYE AŞIRI DÜŞTÜ, HER TARAF OT İÇİNDE’

Gölde balıkçılık yapan Cevdet Erefe, göldeki otlar nedeniyle ağ atılamadığını belirterek, “Aşırı bir düşüklük var. Gölün her tarafı ot içerisinde. Sular sığ. Ağ atıyoruz, otun olmasından dolayı ağ dibe iniyor. Bu yüzden balık tutamıyoruz. Bu su derin olsa dalga yapar otları kıyıya atar böylece gölün otu arınır. Göl sığ olduğu ve kuvvetli dalga yapamadığı için otlardan arınmıyor. Her sene daha kötüye gidiyor” dedi.

‘ÇOK SIĞ, KAYIKLAR ZOR HAREKET EDİYOR’

Sulama sezonun başlamasıyla birlikte göldeki su seviyesinin daha da düşeceğinden endişe eden Erefe, “Yağışların olmaması ve bir de bizim gölü besleyen bir çay vardı. O çayın önüne de Gördes Barajı yapıldı. Baraj yapıldıktan sonra buraya su gelmeyince bu hale geldi. Balıkçılığı da etkiliyor. 90 bin dönümse gölümüzün istimlak alanı, belki de şimdi 40 bin dönüm anca kaldı. O da sığ. Kayıklar gölde zor hareket ediyor. En derin yerde 1.5 metreyi bulmaz. Yakında sulamalar da açıldığı zaman muhtemelen 60, 70 santimetreye düşer. Buraya su getirilecek bir çare bakılması gerekiyor. Demirköprü Barajı’nda aşırı su olursa buraya su verecekler. Ama orası da kendini besleyemediği için oradan da veremiyorlar. Ama başka yerlerden pompa ve ya salma su yöntemiyle, biraz işçiliği de var onun ama öyle bir şey olursa göl kurtulur belki” diye konuştu.

‘SU OLMAYINCA SAZLIKLARI TERK ETTİLER’

Kuş cenneti olarak bilinen göle kuşların gelmediğini belirten Erefe, “Eski kuşlar gelmiyor. Eskiden bu gölün derin olduğu zamanlarda baktığımız zaman kuştan gölün üstü görülmezdi. Gölün şu an yerli kuşları bile kalmadı. Baktığımız zaman gölün üzerinde kuş gözükmüyor. Su olacak ki sazlıklarda yavrulama yapması lazım kuşun. Su olmayınca kuş barınamadığı için terk ettiler bizim bu bölgeyi” şeklinde konuştu.

‘MANTIKSIZ BİR SULAMA SİSTEMİ VAR’

Gölde balıkçılığın tamamen bittiğini belirten balıkçı Ferhat Karaca, “Mantıksız bir sulama sistemi var. Mahalle halkı bu suyu kullanamıyor ama diğer mahalleler bu suyu kullanabiliyor. Balıkçılık tamamiyle bitmiş durumda. Etrafta 10 tane mahalle var. Arazisi olmayan vatandaşların balıkçılıktan faydalanması için bu gölün mutlaka dolması gerekiyor” dedi.

‘GÖLÜN İÇİ BALIK ÖLÜSÜ İLE DOLU’

Göldeki doluluk oranının 4’te 1’e düştüğünü söyleyen çiftçi Mustafa Pekkara, “Yağış bu yıl güzel oldu. Yine fena değildi ama önünde baraj var. Çiftçiler ve balıkçılar etkilendi. Tek köy değil, bütün gölün etrafında 7-8 köy ve ova etkileniyor. Gölün hem devletimize de faydası var. Mahsul ekersen alırsın, sularsın hem devlet de kazanır sen de kazanırsın” dedi. Gölde yaşayan kuşların da kalmadığını belirten Pekkara, “Şu an fazla kuş da kalmadı. Bir de gölün içi balık ölüsüyle dolu. Ottan dolayı kıyıya vurmuyor ama içerde balık ölüsü çok fazla” ifadelerini kullandı.

‘BATAKLIK GİBİ BİR ŞEY OLDU’

Bölgede artık balıkçılığın kalmadığını belirten Tekelioğlu Mahalle Muhtarı Selim Selvioğlu, “Gölün durumu görüldüğü gibi yüzde 20 su kaldı. Sözde kuş cenneti ama kuş kalmadı. Kuşların çoğu öldü, kalanlar da bunlar işte bataklık gibi bir şey oldu. Geçen sene de su seviyesi düşüktü. Balıkçılık hiç olmadı gibi. Bizim köyümüzün yüzde 80’i balıkçılıktan geçiniyor. Su varken balık iyiydi. Su düşünce balık da olmadı. İki senedir balık da yok. Burada 60 kayık göle gidiyordu. 5-6 kayık burada var, 5-6 kayık da orada var. Onlar da devamlı gitmiyor. Balık çıkmadığı için göle giden yok” diye konuştu. Gölün tamamen kurumasından endişe ettiklerini belirten Muhtar Selvioğlu, “Buranın ana kaynağı Gördes Barajının olduğu alandan besleniyordu. Baraj yapılınca, baraj da su tutmuyormuş diyorlar, orası yapılınca bu göl her sene çekiliyor. Her halde böyle giderse birkaç yıla kuruyacak” dedi.

‘ÖNCEDEN 150 KİLO İDİ ŞİMDİ 30 KİLO’

DHA’nın haberine göre, Tekeliolu Mahallesi Muhtarı Selim Selvioğlu, geçmiş yıllarda Marmara Gölü’nden yılda ortalama 150 ton balık tutabildiklerini belirterek, “Mahallemizde balıkçılık babadan oğula aktarılan bir meslek. Babalar, kendi deneyimlerini çocuklarına aktarıp bu mesleğin devamını sağlıyorlar. 12 yaşımdan beri balıkçılık yapıyorum. Babamın öğrettiği bu mesleği devam ettiriyorum. Şu an göldeki balık oranı geçen yıla oranla daha fazla. Ancak, iki ay sonra gölde su azalmaya başlayınca, balık dibe çamura yakın bölgelere kaçacak” dedi.

Marmara Gölü’nde yarım asırdır balıkçılık yapan 65 yaşındaki Nurettin Erefe, oğlu ve torununa da balıkçılığı öğrettiğini anlatıp, “Gölde, daha önceleri su bolken günde toplam 150 kilograma kadar balık yakaladığımız oluyordu. Şimdi ise bu rakam yaklaşık 30 kilogram” dedi.

‘GÖL OLMASA BURADA HAYAT OLMAZ’

Mahallenin kırsal bölgede olduğunu, Marmara Gölü sayesinde yaşamın devam ettiğini belirten Saffet Erefe, “Bu göl, bölgenin tek geçim kaynağı. Kırsal bir bölge olduğu için onlarca aile bu göle umut bağlamış durumda. Ekmeğini buradan çıkarıyor. Göl sayesinde birçok çocuk eğitimini tamamladı, iş sahibi oldu” diye konuştu.

Sınırlı Sorumlu Gölmarmara ve Çevresi Su Ürünleri Üretim ve Değerlendirme Kooperatifi Başkanı İsmail Yaslı da şunları kaydetti: “Sabah gün doğarken göle giren balıkçılarımız öğleye doğru avladıkları balıkları kooperatifimize teslim ederler. Balıkhanemizde bu balıkların satışı gerçekleştirilir. Önceki yıllar 100-150 ton balık avlandığı oluyordu. Son yıllar gölümüzde kuraklığa bağlı olarak su seviyesinde bir düşüş söz konusu. Bu nedenle balıkçılıkla geçimini sağlayan vatandaşlarımız biraz sıkıntı çekti. Şu an sezon yeni başladı. İnşallah bereketli bir sezon geçiririz.”

Kaynak habertürk

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ