Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor! | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Bu biyografi 11 Ocak 2021 - 17:14 'de eklendi ve 77 views kez görüntülendi.

Malatya’da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor.

Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor.

Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona erdiğini söyledi.

Malatya Ticaret Borsasının girişimleriyle Malatya kayısı çekirdeğinin güvenilir ürünler listesine girdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumundan da tescil edildiğini anımsatan Erdoğan, bunun hem üreticiler hem de ihracatçılar için önemli bir gelişme olduğunu belirtti.

Hem toz hem yaş kahve üretildi

Kayısı çekirdeği kahvesini toz ve yaş olmak üzere iki şekilde ürettiklerini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Kayısı çekirdeğinin ürün çeşidini artırarak insanların kullanımına sunmak adına yeni çalışmalar yapıyoruz. Bu kapsamda kayısı çekirdeği kahvesini geliştirdik. Malatya kayısısı bilindiği üzere dünyada marka, Avrupa Birliği tescil belgesine sahip, çekirdeği de hem güvenilir gıdalar listesinde hem de coğrafi işaret tescil belgesi var. Marka ürünün tanıtılması amacıyla enstitü olarak bizler de kıvamlı ve instant olmak üzere iki çeşit kahve geliştirdik. Cumhurbaşkanımızın ve Bakanlığımızın 2023 vizyon projesi kapsamında enstitü olarak her yıl bir ürünün ticarileştirmesi amacıyla çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Kayısı çekirdeği kahvesi bu ürünlerden bir tanesi. Farklı ürünlerin ticarileştirme ve markalaştırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

“İnstant kahve kullanım açısından kolay, içimi rahat”

Enstitü olarak, tüketicilerin damağında hoş bir tat bırakacak bir kahve çeşidi ürettiklerini aktaran Erdoğan, “Kayısı çekirdeği kahvesinin patentini aldık, instant kahve için de hazırlığımız tamam. İnstant kahve kullanım açısından kolay, içimi rahat. Sıcak suya karıştırdığımızda rahat bir şekilde içime hazır hale geliyor. Kıvamlı kahvenin üretim izinlerini aldık ve üretiyoruz. Vatandaşlarımızın damak tadına uygun şekilde üretimlerimiz devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Kayısı çekirdeği instant kahvesi merkezi kurmayı planlıyoruz”

Seri üretime geçebilmek için yeterli altyapıya sahip olmadıklarını, Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle üretim yaptıklarının altını çizen Erdoğan, “Büyük kapasiteli seri üretim yapabilmek için yatırımlar gerekiyor, bu konuda da Bakanlığımız cömert davranıyor ve bizi destekliyor. Bakanımız Bekir Pakdemirli’nin destekleriyle bölgemize bir kayısı çekirdeği instant kahve merkezi kurmayı planlıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, kayısı çekirdeği kahvesinin içiminin gayet rahat olduğunu ve hoş bir damak tadı bıraktığına işaret ederek, “Kültürümüzde kahvenin 40 yıl hatırı var diye bir özlü söz var, oysa bizim kahvemizin 44 yıl hatırı var.” dedi.

KAYNAK: AA

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

Haliç’te martı ve kazların yemek yeme sırası görenleri şaşırtıyor

Yürüyüş yapmak için Alibeyköy’den Sütlüce sahile gelen Adem Yavuzdoğan’ın pastane ve fırınlardan topladığı bayat ekmekler yıllardır martı ve kazlara sabah kahvaltısı oluyor. “Gel Gel” sesini duyan kazlar ikamet ettikleri Haliç’in ortasındaki Ada’dan sırayla gelip karınlarını doyurup tekrar sırayla Ada’ya geri dönüyor. 10 yıldır kazları ve martıları beslediğini ifade eden Adem Yavuzdoğan, “İyilik yapan iyilik bulur” dedi. 10 yıldır sabah yürüyüşü yapmak için Alibeyköy’den Sütlüce sahiline gelen Adem Yavuzdoğan isimli vatandaş, martı ve kazlar ile yaptığı iletişim görenleri hayran bırakıyor. 10 yıldır her sabah pastane ve fırınlardan topladığı bayat ekmekler ile sahile ge…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ