termal otel yapılması yaban hayatı bitirir | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

termal otel yapılması yaban hayatı bitirir

Bu biyografi 04 Şubat 2020 - 21:44 'de eklendi ve 113 views kez görüntülendi.

‘Dersim’e termal otel yapılması yaban hayatı bitirir’

Valiliğin ‘Dersim’de termik kaynak bulundu, beş yıldızlı otel yapılacak’ açıklamasına bölge halkı tepki gösterdi. Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Korunması Sözleşmesi’ni hatırlatarak, “Yaban hayatı ekosistem alanlarına turistik tesis yapılamaz” dedi.

Dinar Mevki yaban hayatı bakımından en zengin bölgelerden biri.

 Dersim Valiliği’nin kentte termal kaynak suyu bulunduğunu ve buraya 5 yıldızlı otel yapılacağını açıklaması kentte yaşayanlar tarafından tepkiyle karşılandı. Kent merkezine 3 kilometre uzaklıktaki Dinar Deresi mevkisinde otel yapılması yaban hayatını ve ekosistemi olumsuz etkileyecek. Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi Sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Korunması Sözleşmesi’ne hatırlatarak, “Yapılmak istenen tesis hukuka aykırı bir durum” dedi.

Valilik önceki gün Dersim’de kent merkezine 3 kilometre uzaklıktaki Dinar Deresi mevkisinde, 42 derece sıcaklıkta ve saniyede 80 litre akan termal kaynak bulunduğunu açıkladı. Yazılı açıklamada, Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokol kapsamında sondaj çalışmaları yapıldığı belirtildi. Termal suyla birlikte kentte beş yıldızlı otellerin kurulacağı da açıklandı. Ancak bölge yaban hayatı açısından çok kritik bir öneme sahip. Kentte yaşayanlar insan etkileşimi sonucu bölgede domuz, vaşak, çengel boynuzlu dağ keçilerinin zarar göreceğini düşünüyor.

‘SÖZLEŞMEYE GÖRE TESİS YAPILAMAZ’

Dersim Kültürel ve Doğal Miras Girişimi sözcüsü Avukat Barış Yıldırım, Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Korunması Sözleşmesi’ni hatırlatarak, “Bölgede başta yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak gibi kesin koruma altında bulunan pek çok tür bulunuyor. Bölgede bir de milli park var. Ayrıca Dinar Havzası bir ekosistem alanı. Yaban hayvanları o bölgede yaşıyor. Burası bir vadi aynı zamanda. Her ne kadar ‘Şehir merkezine uzak’ denilse de burası en kıyıdaki mahalleye 100 metre uzaklıkta. Yapılmak istenen tesis hukuka aykırı. Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne göre bu bölgeler insan etkileşimine maruz bırakılmaz. Yaban hayatı ekosistem alanlarına turistik tesis yapılamaz” dedi.

‘ZARAR VERİR…’

Yıldırım, bölgede koruma amaçlı herhangi bir tesis yapılmadan böyle bir çalışmaya başlanamayacağının da altını çiziyor: “Önemli olan başka bir şey daha var: Burada atık su arıtma tesisi yok. Otel ve benzeri turistik işletmeler yapılması halinde bölgede ciddi zararlar ortaya çıkacak. İnsan kaynaklı atıkların ne şekilde arıtmaya tabi tutulacağı belli değil. Dolayısıyla öncelikle bölgede bu tip tesisler inşaat edilmeden önce biyolojik arıtma su tesisi, katı arıtma tesislerinin oluşturması gerekiyor. Aksi halde meydana gelecek biyolojik atıklar, katı atıklar yaban hayatına ve ekolojiye zarar verir.”

SÖZLEŞME NE DİYOR?

Peki Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Korunması Sözleşmesi ne diyor?

Sözleşmede taraf ülkeler için şu hükümler yer alıyor: “Bu sözleşmenin amacı, yabani flora ve faunayı ve bunların yaşama ortamlarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla devletin işbirliğini gerektirenlerin muhafazasını sağlamak ve bu işbirliğini geliştirmektir. Nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlere, özellikle göçmen olanlarına özel önem verilir. Taraflar, ekonomik ve rekreasyonel gereksinmeleri ve yerel olarak risk altında bulunan alt türler, varyeteler veya formların isteklerini dikkate alırken, yabani flora ve faunanın, özellikle ekolojik, bilimsel ve kültürel gereksinmelerini de karşılayacak düzeyde, popülasyonlarının devamı veya bu düzeye ulaştırılması için gerekli önlemleri alacak. Taraf, yabani flora ve fauna ile doğal yaşama ortamlarının, bilhassa nesli tehlikeye düşmüş ve düşebilecek türlerin, özellikle endemik olanlarının ve tehlikeye düşmüş yaşama ortamlarının, bu sözleşme hükümlerine uygun olarak muhafazası amacıyla ulusal politikalarını geliştirecekler. Her Âkit taraf, yabani flora ve fauna ile bunların yaşama ortamlarının muhafazasının gerektirdiği eğitimi ve genel bilgi yayımını geliştirecek. Her Âkit Taraf, yabani flora ve fauna türlerinin yaşama ortamlarının yok olma tehlikesi altında bulunan doğal yaşama ortamlarının muhafazasını güvence altına almak üzere, uygun ve gerekli yasal ve idari önlemleri alacak.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ