“Türkiye acilen ‘Su Kanunu’na kavuşmalı!” | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

“Türkiye acilen ‘Su Kanunu’na kavuşmalı!”

Bu biyografi 21 Şubat 2020 - 22:50 'de eklendi ve 137 views kez görüntülendi.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu BaşkanıDeniz Ataç: “Türkiye acilen ‘Su Kanunu’na kavuşmalı!”

TEMA Vakfı, Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi ile uyumlu su yönetimi ve su koruma politikalarının hayata geçirilmesini teşvik etmek ve Türkiye’de su varlıklarının korunmasında katılımcılığın artmasını sağlamak amacıyla ‘Katılımcı Nehir Havza Yönetim Projesi’ni hayata geçirdi. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar doğrultusunda TEMA Vakfı ve proje ortakları Avrupa Çevre Bürosu (EEB) ve Dünyanın Dostları Hırvatistan (FoE) tarafından 21 Şubat Cuma günü Ankara’da Su Diyaloğu Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının öne çıkan başlıkları, suyla ilgili sorunların çözümünde katılımcı nehir havza yönetimi yaklaşımının benimsenmesi ve Türkiye’nin Su Kanunu’nun bir an evvel çıkarılması gerektiği oldu.

Türkiye, yer altı ve yer üstü su varlıklarının iyi su durumuna (suyun insan etkisiyle hiç bozulmamış hali) gelmesi amacıyla; su varlıklarının korunmasına bütünleşik yaklaşım getiren ve sürdürülebilir yönetim olanağı sağlayan AB Su Çerçeve Direktifi (SÇD) kapsamında Nehir Havza Yönetim Planlarını hazırlamaya ve uygulamaya başladı. TEMA Vakfı bu direktiften hareketle, Türkiye’nin 2019 yılında 25 nehir havzasının yönetimine sivil toplumun katılımını artırmak ve havza yönetimi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla AB Sivil Toplum Diyaloğu Hibe Programı kapsamında “Katılımcı Nehir Havza Yönetimi Projesi”ni hayata geçirdi. Proje ortakları Avrupa Çevre Bürosu (EEB) ve Dünyanın Dostları Hırvatistan (FoE) ve Su Yönetimi Genel Müdürlüğü desteği ile birlikte şimdiye kadar çeşitli etkinlik ve eğitimler gerçekleştiren TEMA Vakfı, bu kez Ankara’da Kamu ve STK diyaloğunu arttırmak amacıyla Su Diyaloğu Toplantısı düzenledi.

Su varlıkları, katılımcı nehir havza yönetimi ve Su Çerçeve Direktifinin iyi uygulama örneklerinin anlatıldığı toplantıya, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ev sahipliği yaparken; proje ortakları ve Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdür Vekili Bülent Özcan da toplantıda konuşmacı olarak yer aldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Deniz Ataç projeyi şu sözlerle anlattı: “Yaşamın olmazsa olmaz doğal varlıklarından biri de şüphesiz su. Ve tüm doğal varlıklarda olduğu gibi suyu da bütüncül bir yaklaşımla korumak ve kullanmak zorundayız. Su sıkıntısı olan bir ülke olarak kabul edilen Türkiye’nin su varlıklarının su politikalarıyla iyi bir biçimde korunmasını sağlamak artık bir zorunluluk. Bugün, Nehir Havza Yönetim Planları çerçevesinde Türkiye’de 25 nehir havza bölgesi belirlenmiş durumda; ancak ne yazık ki birçok kişi hangi havzada yaşadığını bilmediği gibi, havzasındaki su varlıklarının durumu konusunda da bilgi sahibi değil. Biz de TEMA Vakfı olarak hayata geçirdiğimiz “Katılımcı Nehir Havza Yönetimi Projesi” sayesinde Havza Yönetim Heyetleri ve su konusunda çalışmalar yürüten STK temsilcileri ile Havza Yönetimi ve Katılımcılık konusunda bilgilerimizi paylaşıyoruz.”

Ataç: “Nehir Havza yönetiminde katılımcılık olmazsa olmaz bir zorunluluk”

Bugüne kadar gerçekleştirdikleri etkinlik ve eğitimlerden de bahseden Ataç, “Ülkemizin hayat damarları olan 25 nehir havzasının yönetimine sivil toplumun ve halkın katılımını güçlendirmek ve farkındalık yaratmak amacıyla çalışıyoruz. Bu kapsamda Havza Yönetim Heyetleri içerisinde ve tüm su yönetimi süreçlerinde katılımcılığın artmasını arzu ediyoruz” dedi.

Şu an için ülkemizde Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nce 5 havzanın Nehir Havza Yönetim Planı hazırlanmış durumda. Diğer havzalarda da plan hazırlık süreçleri devam ediyor. Bu planlarda belirtilen ‘Tedbirler’ programının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Ataç; “Nehir Havza Yönetim Planları doğrultusunda çalışmalara başlanan 5 havzanın yalnızca yüzde 17’sinde su varlıkları iyi su durumunda. Dolayısıyla su varlıklarımızın durumu hakkında acil harekete geçmemiz gerekiyor. Bu, havzada yaşayan her vatandaş; havzada suyu kullanan her sektör ve suyun yönetiminden sorumlu her kurum için bir sorumluluk. Bu sorumluluk ancak etkin ve her düzeyde katılımcılıkla gerçekleştirilebilir. Bu anlamda havza yönetiminde katılımcılık olmazsa olmaz bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Mevzuatımızda su konusunda, SÇD’ye uygun olarak birçok uyumlaştırma çalışması yapılsa da hala bu mevzuata çatı oluşturacak bir Su Kanunu’na kavuşmuş değiliz. Umudumuz, Türkiye’nin acilen su kanununa kavuşmasıdır.” diyerek, bir an evvel su kanununun gündeme alınmasını temenni ettiğini belirtti.

Su Varlıklarımız ‘İyi Su’ Durumundan Uzak

Su konusunda çalışmalar yürüten STK’ların da katıldıkları toplantıda; su varlıklarımızın miktar, kimyasal ve ekolojik açılardan büyük oranda bozulduğuna dikkat çekildi. Toplantıda Türkiye’de şimdiye kadar Büyük Menderes, Meriç-Ergene, Konya Kapalı, Susurluk ve Gediz Nehir Havza Yönetim Planlarının hazırlandığı ve bu planlara göre 5 havzada durum tespiti yapılan 698 yer altı ve yer üstü suyu kütlesinden yalnızca 119’un iyi su durumunda olduğunun altı çizildi.

AB üyelerinden Su Çerçeve Direktifi uygulanması konusunda deneyim paylaşımı

Toplantıda Avrupa Çevre Bürosu Su Politikaları Uzmanı Sergiy Moroz ve Dünyanın Dostları Derneği Hırvatistan (FoE) Željka Leljak Gracin ise iyi örnekler ve deneyim paylaşımı raporlarını katılımcılara sundu. Gracin; “Hırvatistan olarak, AB’ye katılım sürecinde zamanımız olmasına rağmen konuyla ilgili çalışan farklı makam ve kurumların Su Çerçeve Direktifi’ni zamanında uygulamaya geçirmesi konusunda başarısız olduk. Süreç içinde, farklı mevzuatların hazırlanmasında oldukça iyiydik fakat işin aslı şu ki; siyasi irade olmadan bu planları yürürlüğe koymak olmuyor. Umarım Türkiye bizden daha iyisini yapar.” dedi. Toplantının son sunumunda iyi örneklere değinen Moroz ise ilgili tüm paydaşların ve kamuoyunun politika yapıcı süreçlere katılımının önemini ortaya koydu ve “Nehirlerimiz, göllerimiz ve akiferlerimizin nasıl korunduğuna ve yönetildiğine karar vermede katılımcı yaklaşımın önemini vurgulamak istiyoruz” diyerek sunumunu bitirdi.

BİLGİ NOTU

İyi su durumu hakkında belirleme yapılan su kütlelerinden:
Yer üstü su kütlelerinde iyi su durumları;
Büyük Menderes Havzasında 134 su kütlesinden 23’ü (%16,9)
Meriç-Ergene Havzasında 120 su kütlesinden 4’ü (%3,3)
Konya K. Havzasında 92 su kütlesinden 12’si (%13)
Susurluk Havzasında 156 su kütlesinden 16’sı (%10,2)
Gediz Havzasında 30 su kütlesinden 3’ü (%10)

Yer altı su kütlelerinde iyi su durumları;
Büyük Menderes Havzasında 38 su kütlesinden 17’si (%44,7)
Meriç-Ergene Havzasında 12 su kütlesinden hiçbiri (%0)
Konya K. Havzasında 18 su kütlesinden 3’ü (%16,7)
Susurluk Havzasında 22 su kütlesinden 7’si (%31,8)
Gediz Havzasında 76 su kütlesinden 34’ü (%45)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor

Erfelek Tatlıca Şelaleleri ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen Erfelek Tatlıca Şelaleleri, kestane kargası, baykuş, sincap, sansar, gelincik, tavşan ve karaca gibi yaban hayvanlarına da ev sahipliği yapıyor 01Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle ziyaretçilerini adeta büyülüyor. 02AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığınca 2011'de tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip Erfelek Tatlıca Şelaleleri, beyaz örtüsüyle de ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. 03Bünyesinde bir kilometrelik iki farklı yürüyüş parkurunu bulunduran tabiat parkı, alabalık, kestan…

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ