Yine mi Güzeliz,Yine mi Çiçek / FAZİLET KUZUCU | Av Doğa & Oltacı Dergisi TV
SON DAKİKA

Yine mi Güzeliz,Yine mi Çiçek / FAZİLET KUZUCU

Bu biyografi 16 Ağustos 2019 - 17:37 'de eklendi ve 114 views kez görüntülendi.

Sabah saat 06.00, güneş balkondaki  masaya vuruyor. Çiçeklerim gökkuşağı gibi, karşı tepeler yemyeşil, bizim köyün havasını  soluyor gibiyim. Kulağıma gelen kuşların sesleri, evimizin hemen aşağısana yapılmakta olan park için getirilen ağaçlara bakıyorum.

Orman gibi olsa, sık dikseler diyorum. Çocukluğum geliyor aklıma. O dönemde zaman hiç geçmiyor gibi gelirdi; şimdi ise ne çabuk geçiyor diye söyleniyorum kendi kendime. Gözlerim doluyor, sonra telefonumu açıp bir bir fotoğraflara bakıyorum. Bu fotoğrafların bende bıraktığı değeri keşke anlatabilsem. Hala aynı yerde, dün gibi tutulmuş iki el, yanlarında bir de köpek. Gülen yüzlerle nasıl da içten bakıyorlar. Karizma, zerafet, en önemlisi sarsılmaz sağlam duruşlarıyla bizleri kendilerine hayran bırakan iki büyük adam; Sabahattin Kırtunç, Kamil Üçbaş ve benim güzeller güzeli, bal gözlü kızım Tina… Ruhuma işleyen Küçük Prens kitabında şöyle diyordu; “İnsan susuzluktan ölecek olsa bile, bir dostu olması içini serinletiyor.” Yüzümde hafif bir tebessüm iyi ki diyorum, sonra anılar geliyor aklıma.  5 kişi uzun bir masa, kadehler kalkıyor havaya; Yaşam Bizimle…

O masada güvensiz değilsiniz, hele güçsüz hiç değilsiniz. Farkındalıklardan bahsederken buluyorsunuz kendinizi. Gelişimden, değişimden, zirveden sonra sıfırdan yeni bir hayat geçişini ve bu yolda tecrübeleriyle yola devam ettiğini, çocukluğunun heyecanlarını, telaşlarını. Anlayacağınız madalyonun bir de öbür yüzünü gösterdiği koskoca bir hayat…

Avdoğa Dergisi’nin sahibi, editörü Kamil Üçbaş. Şahane anılarımızın ortağı, tam 20 sene süren arkadaşlık, dostluk, kardeşlik… Bitti demek yakışmıyor belki de işime gelmiyor. Onun sayesinde nasıl da kocaman bir aile olduğumuzu anımsıyorum şimdi. Bundan 17 sene öncesine nasıl da gidiyorum. Her sene geleneksel olarak düzenlenen avcı şenliklerine, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden katılan avcılar, avcı dernekleri, avdoğa severler ve ailelerinin buluştuğu büyük bir organizasyon.

Yazının devamı ve görselleri ile Avdoğa Dergisi Temmuz 2019 sayısında

AVDOĞA DERGİSİ TEMMUZ 2019
ABONE OLMAK İÇİN 05443414082 WhatsaAp ABONE yazın sizi arayalım..
veya linki tıklayarak abone olunuz 

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSf4-3si7QVXaAdwJymBmKm5RH1V5k_MGBkOzWAmP1D00XeMPw/viewform

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi! Seri üretime geçiliyor!

Malatya'da kayısı çekirdeğinden toz ve yaş olarak üretilen kahvenin Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle seri üretiminin yapılması planlanıyor. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük kısmının yapıldığı kentte, kayısı çekirdeği ihracatından yıllık ortalama 15 milyon dolarlık gelir elde ediliyor. Coğrafi işaret tescil belgesine sahip Malatya kayısısının çekirdeğinden üretilen kıvamlı ve instant kahve türleriyle bu ürünün katma değerinin artırılması hedefleniyor. Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında 2017 yılında başlattıkları kayısı çekirdeği kahvesi geliştirme projesinin geçen yıl sona e…

Doğanın bağrında, doğayla barışık bir yaşam

Yusuf ve Teslime çifti 35 yıldır, Neolitik çağdan günümüze birçok uygarlığın yaşam alanı olarak seçtiği, kendine özgü benzersiz kaya şekilleri ve 8 bin yıllık prehistorik kaya resimleriyle ünlü Beş Parmak (Latmos) dağlarının gözlerden uzak bir köşesinde yaşıyor. Evlerini, sularını karşılayacakları mini barajı, tandırı, ocağı kendileri yapmış. Evlerinde tek teknolojik alet var ve bir de pilli bir radyo...  Yusuf Bilir, Latmos'un vahşi coğrafyasında doğmuş. Önceki yıl hastalanıncaya kadar, 65 yıl boyunca bu coğrafyadan hiç uzaklaşmamış. 35 yıl önce evlenmeye karar verdiğinde, Teslime hanım ile birlikte kendi yuvalarını, bu gün yaşadıkları evlerini yapmak için omuz omuza çalışmışlar. Yusuf Bilir, her taraf kayalık olsa da, ev y…

Kirlenmesin diye ellerini nehirde yıkamayan kayıp Türkler: Dukhalar

Türkçe'nin bir lehçesini konuşan bu kabilenin adı Dukhalar. Bir başka deyişle ise Tsaatan halkı. 'Kayıp Türkler' olarak da bilinen bu topluluk, avlarını paylaşarak, ormanlardan yemiş toplayarak doğayla uyum içinde yaşıyorlar. Doğaya o kadar saygılılar ki ellerini dahi nehirlerde yıkamıyorlar. Aslında bu tip halklar Asya'nın her yerinde bulunabilir ama Dukhalar'ı diğer göçeme halklardan ayıran en büyük özellikleri; Tibet sığırı, deve, keçi ya da at yerine ren geyiği besiciliği yapmaları ve kurtlarla yaşamaları.2 Dukha halkına 'Tsaatan' denmesinin sebebi de şu: Moğolistan'da Dukhalar'dan başka ren geyiği yetiştiren bir topluluk yok, bu nedenle Moğolcada 'rengeyiği insanı' anlamına gelen 'Tsaatan' diye adlandırılıyorlar.3 Ren geyiğini …

Gölbaşı Barajı’nın yüzde 90’ı kurudu, çiftçiler endişeli

1 Bursa Ovası'ndaki tarım arazilerinin büyük bir kısmına su kaynağı olan Kestel ilçesindeki Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.   2 Geçen sene bu zamanlarda barajın suyla dolu olduğunu belirten çiftçiler, çok endişeli olduklarını ve ektikleri sebzeleri sulayacak su  olmadığını söyledi. 3 Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1933 yılında tarım arazilerini sulamak için, Bursa'nın Kestel ilçesine yaptırılan Gölbaşı Barajı'nın yüzde 90'ı kurudu.  4 Uludağ ve Katır Dağları'ndan akan sularla beslenen, Gürsu, Kestel, Yıldırım ve Osmangazi ilçesindeki tarım arazilerini sulamak için kullanılan barajda yaşanan kuraklık, bölge çitçilerini endişelendirdi.  5 Kıyıdan, yer yer 100 metrey…

“Artık evin bir ferdi oldu”

Yavru sincap, ikizlerin neşesi oldu. Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde veteriner Hekim Kaçan, tedavi için kendisine getirilen bir sincaba evinde bakıyor. 5 yaşındaki ikizleri Roni ve Robin'in sincapla güzel vakit geçirdiklerini, ona da 'Moni' adını verdiklerini söyleyen Kaçan, "Artık evin bir ferdi oldu" dedi DHA Yüksekova’ya yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Sürekli köyünde yaşayan kişi, yaklaşık bir ay önce hasta ve bitkin halde bulduğu sincabı Yüksekova Belediyesi Veteriner Hekimliği'ne getirdi. DHA'nın haberine göre burada veteriner olarak görev yapan Hekim Kaçan sincabın tedavisini yaptıktan sonra doğaya bırakmak istedi. Soğuk hava nedeniyle sincabın telef olacağından korkan Hekim Kaçan, hayvanı evine götürdü. Alınan karara en çok da Ka…

Keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası ?

Bulutların üzerindeki uçsuz bucaksız yaylalar, ağaçlarla çevrili göller, görkemli vadiler ve şelalelerle hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Hatta içlerinden biri ‘yeryüzündeki cennet’ olarak nitelendiriyor. İşte Karadeniz'in keşfedilmeyi bekleyen 10 doğa harikası Yeşil ve mavilik: GİDEROS KOYU / KASTAMONUBurası Karadeniz’in hırçın dalgalarının uğramadığı yeşil ve mavinin kartpostallık görüntüler oluşturduğu bir bölge. Çevresi yemyeşil dik dağlarla çevrili olan koy pek bilinmese de yat sahipleri arasında oldukça popüler. Ormanın yüzüğü: DELİKLİKAYA ŞELALESİ / ARTVİNArtvin'in Murgul ilçesine bağlı Başköy'de sarp ormanlık alanda, kayanın içinden akan su ile doğal yollarla oluşan yüzük şeklindeki ‘Delikli Kaya Şelalesi’ yaz…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ